İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol bol konuşur ama çok azı düşünür. Dünyanın her yerinde böyledir bu; bizler tüm insanların aynı özelliğe sahip olduğunu var sayıp onları bir tek kalıba sokamayız. Çünkü akıl, beceri, yetenek eşit yaratılmış ve dağıtılmış değildir; imkân ve ihtiyaçlar da öyle. İnsanların tümünün dünyaya çıplak geldiği doğrudur, ama biri sarayda diğeri bir köy evinde
Devamı →suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa düşer;karanlığın içinde ışığın trajedisini yaşıyorum.sen üzülme ve beni de üzme!bırak geçmişi-düşünme geleceğiötelerin ötesine bak,karanlık her gecenin ardından nasıl olsa söker şafak!sen düşleri
15 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bu yazım, kıymetli dostum ve hemşerim Ergün Sönmez’in 20 Aralık
İyi bir okuyucu olduğumu bilen bazı güzel insanlar arada bir nitelikli ve çoğu zaman harika
Son Eklenenler
“Her şahıs doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkına haizdir.” -(İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 21) Dünyamızın hızla değiştiği bir dönemde artık yerellik verimlilik, adalet, örgütlenme, ifade özgürlüğü ve gerçekçilik; küresellik de, sınır
takvim yaprakları solsa dayaşananları unutmak mümkün müolaylar bir bir geçer kaydabeyinde hafıza dosyalarına.Unutmadım:zindanların uğultusu kulaklarımı her çınlattığındagün batımı hüznünde yüreğimin derisi yüzülür. Doğadaki bütün renkler güzeldir. Her rengin sonsuz olan farklı tonları da yine aynı şekilde güzeldir. İnsanlar
Tahrir, Arapça’da “yazım” anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde, tahrir, toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunu, reayanın (ahalinin, halkın) yükümlülüklerini belirlemek, vergi tür ve miktarlarını saptamak için yapılan arazi ve yükümlü nüfus yazım işidir. Arazi ve yükümlü yazım sonuçlarının işlendiği defterlere
Bir Bayram Günü Bizi Bırakıp Gitti… 14 yıl aradan sonra Ramazan Bayramı’nı annemin yanında, Ergani Üçevler’de geçirme arzusuyla çalıştığım kurumdan 10 gün izin aldım. İstanbul’dan Diyarbakır’a gittim. Arife günü Ergani’de oldum. Bayramın birinci günü, yani 12.10.2007 tarihinde akşam
2 Mart 2007 tarihli Ergani Haber ve 14 Mart 2007 tarihli Yeni Yurt (Diyarbakır) gazetelerinde “Fatih Sultan Mehmed’in Hocası Molla Gürani, Erganili mi?” başlıklı araştırmam birinci sayfadan haber olarak yayınlandı. Ardından 18 Mart 2007 tarihinde http://www.gonulsitesi.net sitesinde yayına
Geçen hafta, Felsefe ve Muzaffer Ünal hakkında bir şeyler yazmıştım. Bu hafta da, Muzaffer Ünal hakkında yazılmış bir yazıya yer vermek istiyorum. Söz konusu yazı, Nurettin Değirmenci’nin yayınlanmamış anılarında, “Ankara’daki Lise Yıllarım” bölümünde, “Rüzgârlı Sokak” başlığı altında yer
Zorda gülmek! İnsan zorda olduğunda gülebilir mi? Sevgili dostum, vefakâr arkadaşım, 1958 İzmir doğumlu, yılların usta gazetecisi Oğuz Güven’in yazmış olduğu Zordur Zorda Gülmek kitabını okuyunca, zorda olunsa dahi gülündüğüne tanık olmanın yanında; “zor yıllar”da düşü gerçeğe dönüştürme
“Cennetle cehennemi iyi öğrendimRuh cenneti ben ise cehennemi gezdim.” -Muzaffer Ünal Felsefe, İlkçağ düşüncesinden alınan, aslı Yunanca Philosophia sözcüğünün Arapçada aldığı şekildir. Sonra aynen Türkçeye girmiştir. Eski Yunancada bu sözcük Filo-Sofia şeklinde iki sözcüktü. Filo, Sevgi; Sofia da
Son Eklenenler
Yazarımız Müslüm ÜZÜLMEZ gazetemize yaptığı açıklamada: “Tüm duyarlı güzel insanları,
İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol
şiirlerimsana bir öpücük gibi ulaşmalıgül misali saçının tellerine konmalıgüzel başını
En Çok Okunanlar
Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün
Önsöz Bilime, edebiyata, sanata değer katan tüm erdemli insanların anısına…
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa
Rüya gerçeklikten kopuştur. Uykuda görülen imgeler olarak tanımlanır. Gördüğümüz rüyaların
Gazetemizin köşe yazarlarından Müslüm Üzülmez’in kişisel web sitesi www.uzulmez.site yayın
Rastgele Yazılar
Geçen hafta Ömer Kemal Ağar’ın 1938 yılında İstanbul’da Ülkü Basımevi
Aslan Değirmenci 12 Eylül 1980 darbesi’nde yargılanan, haksız yere mahkûm
“Fırat ve Dicle’nin harap kıyılarını,Zararlı otlar kaplamış.Hiç kimse sokağa adım