İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol bol konuşur ama çok azı düşünür. Dünyanın her yerinde böyledir bu; bizler tüm insanların aynı özelliğe sahip olduğunu var sayıp onları bir tek kalıba sokamayız. Çünkü akıl, beceri, yetenek eşit yaratılmış ve dağıtılmış değildir; imkân ve ihtiyaçlar da öyle. İnsanların tümünün dünyaya çıplak geldiği doğrudur, ama biri sarayda diğeri bir köy evinde
Devamı →suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa düşer;karanlığın içinde ışığın trajedisini yaşıyorum.sen üzülme ve beni de üzme!bırak geçmişi-düşünme geleceğiötelerin ötesine bak,karanlık her gecenin ardından nasıl olsa söker şafak!sen düşleri
15 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bu yazım, kıymetli dostum ve hemşerim Ergün Sönmez’in 20 Aralık
İyi bir okuyucu olduğumu bilen bazı güzel insanlar arada bir nitelikli ve çoğu zaman harika
Son Eklenenler
gece oluncakaranlık gecelerin o kalbe işleyen sessizliğinde;sevgilileri kavuşturan, sevgilileri ayırandünya’nın bir ucundan gelip, başka bir ucuna gidenve her ergani istasyonu’ndan geçtiğindeyüreğimden bir parçayı da birlikte götürenkara trenlerin sesini hiç dinlediniz mi? Ergani İstasyonu/Tren Garı 15 Kasım 2007 tarihinde
Nuretin Değirmenci’den aldığım bir mektup Sevgili Müslüm, Sofubekirler ile ilgili yazını okudum. Güzel ve zorlu bir araştırma yapıyorsun; tebrik ederim. Batılı tarihçilerin binlerce kaynağı didik didik araştırarak tarih yazmalarına hayran olurum. Ne yazık ki, göçebe toplumlarda sınırlı sayıda
“Duy şikâyet etmede her an bu ney,Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.Der ki feryadım kamışlıktan gelir,Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.Ayrılıktan parçalanmış bir yürekİsterim ben, derdimi dökmem gerek.Kim ki aslından ayırmış canını,Öyle bekler, öyle vuslat anını.…Ney sesi tekmil hava
Bu yazımda önemli günlerden biri olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nün ortaya çıkış sürecine ve Türkiye’de ki kutlanışına kısaca değinmek istiyorum. 16. yüzyılda başlayan yeni tarz üretim ilişkileri 18. yüzyılda olgunluk noktasına vardı: Feodal üretim biçiminden kapitalist üretim
Aşk, insanı belli bir varlığa, bir nesneye ya da evrensel bir değere doğru sürükleyen gönül bağı; sevginin en üst aşaması, bir ütopya, bir tutku ve aynı zamanda derunî bir gönül halidir. Her ne kadar Nietzsche ve Schopenhauer aşkı,
“Şair zar tutsa da şiir hile yapmaz…” Günümüzde şair çok, ama şiir yok. Uzun süredir güzel bir şiir kitabı okumamıştım. Mehmet Oğuz, şiirleriyle, Sus/Kuyu/Su kitabıyla bana bu zevki tattırdı. Kendisine teşekkür ederim. Şiirlerde her sözcük düşünülerek, uzun bir
1923’te TBMM açıldı. 1924’te Öğretim Birliği yasası çıkartıldı. 1928’de Türkçe “Resmi Dil” olarak kabul edildi. 1929’un ilk günü bizzat Atatürk’ün emir ve çok yönlü katkılarıyla “Harf Devrimi” yapıldı: Arapça harfler yerine, Latin harflerinden oluşan Yeni Alfabe kabul edildi.
“Şiir süs değildir.Şiir patlamadır.Şiir düşmanın beyin zarına girmektir.” -Peter Curman Şiir sözcüklerle yeni bir dünya kurmaktır. Şair, sözcükleri bir uyum, bir ahenk içinde dizeleştirip yıldızlara merdiven dayayarak karanlığın ortasında ışıltılardan yeni bir dünya kurmaya çalışan söz-eridir. Şairlerimiz: “Aynı
Son Eklenenler
Yazarımız Müslüm ÜZÜLMEZ gazetemize yaptığı açıklamada: “Tüm duyarlı güzel insanları,
İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol
şiirlerimsana bir öpücük gibi ulaşmalıgül misali saçının tellerine konmalıgüzel başını
En Çok Okunanlar
Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün
Önsöz Bilime, edebiyata, sanata değer katan tüm erdemli insanların anısına…
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa
Rüya gerçeklikten kopuştur. Uykuda görülen imgeler olarak tanımlanır. Gördüğümüz rüyaların
Gazetemizin köşe yazarlarından Müslüm Üzülmez’in kişisel web sitesi www.uzulmez.site yayın
Rastgele Yazılar
MÜSLÜM ÜZÜLMEZ, 1950’de Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. İlk, orta ve
Gerçekler yalın olduğunda, cahilde görür dahi olan da… Ama kim,
Erganili hemşerilerime güzel bir haberim var. 1966 yılında, “Ergani İlçesinin