/

“Dicle Aydınlığı” ve Köy Enstitüleri

Bu yazımda, Tanıklarıyla Köy Enstitüsünden İlköğretmen Okuluna DİCLE AYDINLIĞI adıyla yeni çıkan bir kitabı tanıtmak istiyorum. Söz konusu kitabı bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Kemal Kocabaş hazırlamış. Kitap çıkar çıkmaz da, sağ olsun, “Müslüm Üzülmez arkadaşıma katkıları için teşekkürler… Dostlukla… 13 Nisan 2026” diye imzalayıp göndermiş. Böylesi hacimli bir kitabı hazırlaması ve daha mürekkebi kurumadan da imzalayıp göndermesi nedeniyle asıl ben değerli hocama

Devamı →

İhtimallerin Hayallerini Kuranlar

İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol bol konuşur ama çok azı düşünür. Dünyanın her yerinde böyledir bu; bizler tüm insanların aynı özelliğe sahip olduğunu var sayıp onları bir

Bir Dosta Seslenişim

suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa düşer;karanlığın içinde ışığın trajedisini yaşıyorum.sen

Son Eklenenler

Bir Halaydır Ağıdımız/ Önsöz Yerine

Victor Hugo ”sürgünlük her yerde yalnız yaşamaktır” der.Değerli yazarımız Mehmed Uzun ise, bir yazısında, “bence sürgün, bir ayrılıktır; hüzünlü, sıkıntılı, kasvetli bir ayrılık. Sürgün, köklerinden koparılmaktır: zorla, baskıyla ya da mecburen.Sürgün, gidip dönmemektir.Sürgün insanı ise mecbur insandır; mecburen

Değişim, “Ergani’de Düğün” ve Zerrin Gülben

“Sevgi gönülden gönle köprü kurmaktır.” (Newton) Her şey o kadar çok hızlı değişiyor ki, tutabilene aşk olsun. Değişim eskiden çok yavaş oluşurdu, şimdi kanatlanmış uçuyor. Şöyle bir 50 yıl öncesini ve bir de günümüzü göz önüne getirelim. Günlük

16. Yüzyılda Çermik’te Faaliyette Bulunan Vakıflar

I. GİRİŞ 16.yüzyılda Çermik’te bulunan vakıflarla ilgili bilgileri ancak Osmanlı Arşivi’nde bulunan Tahrir Defterleri gibi defterlerden öğrenebiliriz. Osmanlı, imparatorluk sınırları içersinde düzenli Tahrir Defterleri tutturarak her şeyi kayıt altına almaya çalışmıştır. Tahrir, toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunu, reayanın

Derinden Gelen Bir Ses: ya Su ya Meyra

“babamın feodal bıyıklarına tutunarak öğrendim yürümeyi” –Mehmet Oğuz Diyarbakır; surları, bazalt taşları, dinlerin ve kavimlerin ortak mekânı oluşu, muhalif duruşuyla olduğu kadar bağrından çıkardığı yazarların, şairlerin ve düşünürlerin çokluğuyla da anılan ve bilinen bir kadim kenttir. Bu kentin

Edip Polat’ın Gönderdiği Bir Yazı

30. Koğuş ve Direniş Yıl 1983’ün başı. 5 nolu cezaevi idaresi yeni bir konsept başlatarak koğuşlarda ne kadar direngen veya önder konumunda mahkum varsa, hepsini 36. koğuşa (eski adıyla 37. koğuş, yani hücrelere) topluyordu.Ocak ayında 14. koğuştan buraya

Salih Şimşek’ten Aldığım Kürtçe Bir Mektup

Hevalê min ê hêja, Muslum.(1) Dereqa pertûka hevalê me yê hevbeş; Mamoste Cûmalî de, nivîsîna te ya danasînê, min bi dilgermî û dilşadîyek mezin xwend. Bê şik, her cure nivîs; berhemên kedek mezine. Berhemên bi vî rengî, berî

Kırlangıç Uykusundaki Sayıklamalar: Cehennemde Üşüyorum

“Amed’in Kaşını Çizen Dicle’dir” Bilenler bilir. Diyarbakır sıcağı insanı yakar, Cehennemî bir sıcağı vardır. Bu sıcaklık fizikî bir sıcaklık değil sadece, Kürt coğrafyasını kasıp kavuran ve yakıp duman eden politik baskıların yoğunlaşmış halidir aynı zamanda. Böylesi cehennemî bir

1 46 47 48 49 50 96

Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

Eski Zamanlarda Üçevler

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün

Bir Dosta Seslenişim

suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa

Rastgele Yazılar