Bu yazımda, Tanıklarıyla Köy Enstitüsünden İlköğretmen Okuluna DİCLE AYDINLIĞI adıyla yeni çıkan bir kitabı tanıtmak istiyorum. Söz konusu kitabı bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Kemal Kocabaş hazırlamış. Kitap çıkar çıkmaz da, sağ olsun, “Müslüm Üzülmez arkadaşıma katkıları için teşekkürler… Dostlukla… 13 Nisan 2026” diye imzalayıp göndermiş. Böylesi hacimli bir kitabı hazırlaması ve daha mürekkebi kurumadan da imzalayıp göndermesi nedeniyle asıl ben değerli hocama
Devamı →İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol bol konuşur ama çok azı düşünür. Dünyanın her yerinde böyledir bu; bizler tüm insanların aynı özelliğe sahip olduğunu var sayıp onları bir
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa düşer;karanlığın içinde ışığın trajedisini yaşıyorum.sen
15 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bu yazım, kıymetli dostum ve hemşerim Ergün Sönmez’in 20 Aralık
Son Eklenenler
Misbah HİCRİ Anılar bir fotoğraf albümü gibidir, gördükçe baktıkça bir yerlerinde bir yerler depreşir. Onlar sevdadan iz düşümler, onlar yüreğin sesi, onlar hasretlerin dinmeyen nefesidir. Bazen bir ağıt olur çöker sinenin derin boşluğuna, gözler dumanlanır süzülür istemesen de
Misbah Hicri’ye Tarihsiz ve Talihsiz Şiirler kitabı ile ilgili gönderdiğim yazı Değerli dostum Misbah Hicri,Merhaba. Tarihsiz ve Talihsiz Şiirler’in(1) tümünü okudum. Güzel. Duygu ve düşüncelerini sözcüklerle iyi ifade etmişsin. Kutlarım. Şiirlerin içeriğine yönelik bir şey söyleme hakkını kendimde
Aslan DeğirmenciTanıkları, mağdurlarıyla bir zihniyet kodlaması: 12 EYLÜLÇIRA Yayınları, İstanbul 2011, s.69-101 MÜSLÜM ÜZÜLMEZ-Araştırmacı Yazar -12 Eylül neyi amaçladı? Soruyu doğru yanıtlayabilmek için 12 Eylül öncesindeki gelişmelere kısaca bakmakta yarar var. 12 Eylül öncesinde Türkiye 12 Mart Askeri
Müslüm Üzülmez’in Yoldaş Koçero isimli kitabı, TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) İktisadi İşletmesi Sarı Defter dizisi 20. Kitabı olarak Temmuz 2011’de yayımlandı. “Düne takılıp kalmadım/Dünü de hiç unutmadım” diye başlayan bu kitabında Üzülmez bizleri, 1965 yıllarında Ergani’de
Müslüm Üzülmez’in Yoldaş Koçero isimli kitabı, TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) İktisadi İşletmesi Sarı Defter dizisi 20. Kitabı olarak Temmuz 2011’de yayımlandı. “Düne takılıp kalmadım/Dünü de hiç unutmadım” diye başlayan bu kitabında Üzülmez bizleri, 1965 yıllarında Ergani’de
Victor Hugo ”sürgünlük her yerde yalnız yaşamaktır” der.Değerli yazarımız Mehmed Uzun ise, bir yazısında, “bence sürgün, bir ayrılıktır; hüzünlü, sıkıntılı, kasvetli bir ayrılık. Sürgün, köklerinden koparılmaktır: zorla, baskıyla ya da mecburen.Sürgün, gidip dönmemektir.Sürgün insanı ise mecbur insandır; mecburen
“Sevgi gönülden gönle köprü kurmaktır.” (Newton) Her şey o kadar çok hızlı değişiyor ki, tutabilene aşk olsun. Değişim eskiden çok yavaş oluşurdu, şimdi kanatlanmış uçuyor. Şöyle bir 50 yıl öncesini ve bir de günümüzü göz önüne getirelim. Günlük
I. GİRİŞ 16.yüzyılda Çermik’te bulunan vakıflarla ilgili bilgileri ancak Osmanlı Arşivi’nde bulunan Tahrir Defterleri gibi defterlerden öğrenebiliriz. Osmanlı, imparatorluk sınırları içersinde düzenli Tahrir Defterleri tutturarak her şeyi kayıt altına almaya çalışmıştır. Tahrir, toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunu, reayanın
Son Eklenenler
Sunu Felsefeyle ilgili böyle bir kitap yazma aklımın ucundan bile
Ergani ilçesinde zamanın gazetecileri kimlerdi? Yazarımız Müslüm Üzülmezi’in anlattıklarını 50
Amcam oğlu Tarih Bilim Uzmanı Abdurrahman Üzülmez “Halk” başlıklı yazısında
En Çok Okunanlar
Elime tesadüfen geçen Gözen Akça’nın hazırlamış olduğu Ergani Halk Kültürü
Bu başlıkla yayımlanan yazının en son hali sonradan Felsefe ve
Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa
“Şimdi size Heykel’den bir kartal gibi bakıyorumEski günleri bir bir
Rastgele Yazılar
İşyerlerinde ve konutlarda gazlardan meydana gelen zehirlenmeler ve olumsuz etkilenmeler
“Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.Ma tu nizanî darên
Yanlışı doğru (ya da eğriyi doğru) gibi göstermeye çalışanlarKendi kendilerini