Geçtiğimiz günlerde Erganili bir dostumla telefonda yaptığımız sohbet sonrası bana bir arzumun olup olmadığını sordu, ben de, teşekkür edip iyi dileklerimi bildirdim. Ardından; “Abi, Şire üzümü çıkmış, sana bir sepet göndereyim mi” diye sordu. Bu soru ve Şire üzümü gönderme söylemi nedense beni yıllar öncesine götürdü ve çok sevdiğim insanlardan biri olan Osman Bardakçı’yı hatırlattı. Osman (Bardakçı) Abi, 18 yıl önce, bir
Devamı →12 Şubat 2026 tarihinde 1968/78 kuşağını anlatan “Bir Dosta Seslenişim” başlıklı yazımın sonlarında bir yerde şunu yazmıştım: “Doğa ana kucağını açmış gelecek yiğit evlatlarını bekliyor: kızlarını ve oğullarını.” Evet, doğa ana yiğit
Diz çökmedim ama sağlık sorunum beni fazlasıyla zorluyor. “Ahmak sarhoşluğu” diye tanımladığım iletin etkisiyle baş
Mehdi Zana Kürt halkının önemli değerlerinden biriydi. Direnen ve bedel ödeyendi. Onun vefatı Kürt halkının
Son Eklenenler
Müslüm Üzülmez’in Yoldaş Koçero isimli kitabı, TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) İktisadi İşletmesi Sarı Defter dizisi 20. Kitabı olarak Temmuz 2011’de yayımlandı. “Düne takılıp kalmadım/Dünü de hiç unutmadım” diye başlayan bu kitabında Üzülmez bizleri, 1965 yıllarında Ergani’de
Müslüm Üzülmez’in Yoldaş Koçero isimli kitabı, TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) İktisadi İşletmesi Sarı Defter dizisi 20. Kitabı olarak Temmuz 2011’de yayımlandı. “Düne takılıp kalmadım/Dünü de hiç unutmadım” diye başlayan bu kitabında Üzülmez bizleri, 1965 yıllarında Ergani’de
Victor Hugo ”sürgünlük her yerde yalnız yaşamaktır” der.Değerli yazarımız Mehmed Uzun ise, bir yazısında, “bence sürgün, bir ayrılıktır; hüzünlü, sıkıntılı, kasvetli bir ayrılık. Sürgün, köklerinden koparılmaktır: zorla, baskıyla ya da mecburen.Sürgün, gidip dönmemektir.Sürgün insanı ise mecbur insandır; mecburen
“Sevgi gönülden gönle köprü kurmaktır.” (Newton) Her şey o kadar çok hızlı değişiyor ki, tutabilene aşk olsun. Değişim eskiden çok yavaş oluşurdu, şimdi kanatlanmış uçuyor. Şöyle bir 50 yıl öncesini ve bir de günümüzü göz önüne getirelim. Günlük
I. GİRİŞ 16.yüzyılda Çermik’te bulunan vakıflarla ilgili bilgileri ancak Osmanlı Arşivi’nde bulunan Tahrir Defterleri gibi defterlerden öğrenebiliriz. Osmanlı, imparatorluk sınırları içersinde düzenli Tahrir Defterleri tutturarak her şeyi kayıt altına almaya çalışmıştır. Tahrir, toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunu, reayanın
Rüzgâr Makinası, Harman Dökme ve Saman Ufalama Makinası İle Altın Kum Yıkama Makinası Hakkında Rapor
Bir Osmanlı Arşiv Belgesi Osmanlıca bu belgeyi Başbakanlık Osmanlı Arşivinden kendim çıkartım ve çevrisinin yapılması için Osmanlıca bilen tarih bilim uzmanı Abdurrahman Üzülmez’e gönderdim.Amca oğlu da, sağ olsun, beni kırmayıp çevrisini yapıp gönderdi. Belgenin çevrisiyle birlikte; “Belgede birkaç
“babamın feodal bıyıklarına tutunarak öğrendim yürümeyi” –Mehmet Oğuz Diyarbakır; surları, bazalt taşları, dinlerin ve kavimlerin ortak mekânı oluşu, muhalif duruşuyla olduğu kadar bağrından çıkardığı yazarların, şairlerin ve düşünürlerin çokluğuyla da anılan ve bilinen bir kadim kenttir. Bu kentin
30. Koğuş ve Direniş Yıl 1983’ün başı. 5 nolu cezaevi idaresi yeni bir konsept başlatarak koğuşlarda ne kadar direngen veya önder konumunda mahkum varsa, hepsini 36. koğuşa (eski adıyla 37. koğuş, yani hücrelere) topluyordu.Ocak ayında 14. koğuştan buraya
Son Eklenenler
Geçtiğimiz günlerde Erganili bir dostumla telefonda yaptığımız sohbet sonrası bana
12 Şubat 2026 tarihinde 1968/78 kuşağını anlatan “Bir Dosta Seslenişim”
İçindekilerSunu/3Birinci BölümDiyarbekir’den Çeşitli Görünümler/Manzaralar/5İkinci Bölüm[25. Sene-i Devriye-i Cülûs-ı Hümâyun Törenleri]/44Üçüncü
En Çok Okunanlar
Elime tesadüfen geçen Gözen Akça’nın hazırlamış olduğu Ergani Halk Kültürü
Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün
Bu başlıkla yayımlanan yazının en son hali sonradan Felsefe ve
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa
Mehdi Zana Kürt halkının önemli değerlerinden biriydi. Direnen ve bedel
Rastgele Yazılar
“Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.Ma tu nizanî darên
Aşk, insanı belli bir varlığa, bir nesneye ya da evrensel
Meryem Ana Kilisesi’nden söz etmek istiyorum. Çünkü içler acısı, virane