Bu yazımda, Tanıklarıyla Köy Enstitüsünden İlköğretmen Okuluna DİCLE AYDINLIĞI adıyla yeni çıkan bir kitabı tanıtmak istiyorum. Söz konusu kitabı bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Kemal Kocabaş hazırlamış. Kitap çıkar çıkmaz da, sağ olsun, “Müslüm Üzülmez arkadaşıma katkıları için teşekkürler… Dostlukla… 13 Nisan 2026” diye imzalayıp göndermiş. Böylesi hacimli bir kitabı hazırlaması ve daha mürekkebi kurumadan da imzalayıp göndermesi nedeniyle asıl ben değerli hocama
Devamı →İnsanların çoğu yer içer, çalışıp bir şeyler yapar ve bol bol konuşur ama çok azı düşünür. Dünyanın her yerinde böyledir bu; bizler tüm insanların aynı özelliğe sahip olduğunu var sayıp onları bir
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa düşer;karanlığın içinde ışığın trajedisini yaşıyorum.sen
15 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bu yazım, kıymetli dostum ve hemşerim Ergün Sönmez’in 20 Aralık
Son Eklenenler
M. Sehmus Güzel 13 Şubat 1967’de Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruluşunda Kemal Daysal Maden-İş Sendikası delegesi olarak yerini aldı.(1) Kemal Daysal makine mühendisi olduğundan beri ve mutlaka daha önceki yaşam diliminde de hep örgütçü oldu. Hem
“bize doğunun büyük şiiri kaldısonra derviş defterimiz kapandı” Doğup büyüdüğüm Ergani’de (Diyarbakır) eskiden Ermenilerin yaşadığını Meryem Ana Kilisesi, Kırlar Kilisesi, Papazın Gölü, Papazın Bahçesi, Goconun Tepesi, Arutun Bağı gibi yer isimlerinden ve aile büyüklerimizden Zekeriya amcamın (Zekeriya Üzülmez
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 12 Eylül darbesine ilişkin soruşturmasını tamamlayıp iddianameyi 12. Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi, 12 Eylül darbesi mağdurlarını umutlandırdı. Milat’a konuşan 80 darbesi mağdurları, atılan adımların sonuna kadar sürdürülmesini istedi. 12 Eylül mağdurları, açılan soruşturma ile benzer
Müslüm Üzülmez di 1950î de Erxeniyê ji dayikbûye. Dibistana seretayi, navîn û amadeyiyê li Erxeniyê xwendiye. Li Enqerê Fakulta Muhendis û Mîmariyê qedandiye. Wek muhendis di gelek dem û dezgehan de kar kiriye. Demekê di sendika Baysenê de
Yeni bir döneme girdik. Her dönem bir öncekine göre farklılıklar taşısa da, bu dönem çok daha farklılıklar taşıyor. Ulaşım araçları mesafeyi; ticaret, para ve bilgi sınırları kaldırdı. Bilimsel teknolojik gelişmelerse toplumsal ilerlemenin önündeki engelleri yıktı. Dijital cihazlar sayesinde
kırk kapı açıldıkırk kapı kapandıiki gözü iki çeşmeanam içeri alındı Devrimciler biraz divane olur. Fırtınalara aldırmazlar yürekten menzili uzak umutlara koşarlar. Aşkla yıldızlara bekçilik edip sevdayla güneşin doğuşunu bekler. Gökyüzü mavi özgürlüğün, yaşadıkları topraklar zulmün karanlığı altındaysa geceleri
12 Eylül darbesiyle ilgili ‘anayasayı ihlal’ suçundan yürütülen soruşturmaya ek olarak ‘işkence suçu’ soruşturması yapılıyor. Başlatılan soruşturmalar ise akıllara Diyarbakır cezaevini getirdi. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadığı işkenceleri unutamayanlardan Müslüm Üzülmez yaşananları Milat ile paylaştı. Ferhat AÇIL Diyarbakır Cezaevinde gördüğü
I. GİRİŞ Bilindiği gibi Diyarbakır ve çevresi 1514 yılında Çaldıran Savaşı ile başlayan ve daha sonra devam eden savaşların sonucunda 1517 yılında sone eren bir zaman sürecinde Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Diyarbakır’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine girmesinden hemen sonra
Son Eklenenler
Sunu Felsefeyle ilgili böyle bir kitap yazma aklımın ucundan bile
Ergani ilçesinde zamanın gazetecileri kimlerdi? Yazarımız Müslüm Üzülmezi’in anlattıklarını 50
Amcam oğlu Tarih Bilim Uzmanı Abdurrahman Üzülmez “Halk” başlıklı yazısında
En Çok Okunanlar
Elime tesadüfen geçen Gözen Akça’nın hazırlamış olduğu Ergani Halk Kültürü
Bu başlıkla yayımlanan yazının en son hali sonradan Felsefe ve
Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün
suskunluğun korkunç dibe batışındaışığa fazla hızlı koşanlarkimi zaman saklı-görünmez karanlığa
“Şimdi size Heykel’den bir kartal gibi bakıyorumEski günleri bir bir
Rastgele Yazılar
“İnce düşünceli bilgin acı ilacı şekerle tatlı hale getirir” -Molla
Ekmek/Nan, nimetlerin şahıdır.Ekmek/Nan, insanlar için en hayati besindir.Ekmek/Nan, doğanın insanlara
yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsınbu şehir arkandan