Plus

/

Eski Zamanlarda Üçevler

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik,

okuma süresi: 132 dk.

Bir Neyzenimiz: Ergün Sönmez

/
okuma süresi: 5 dk.

15 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bu yazım, kıymetli dostum ve hemşerim Ergün Sönmez’in 20 Aralık 2025 tarihinde İsviçre’de hayatını kaybetmesi üzerine anısına saygı nedeniyle 20 Aralık 2025 tarihinde Ergani Haber gazetesinde yeniden yayımlanmıştır. “Duy şikâyet etmede her an bu ney,Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.Der ki feryadım kamışlıktan gelir,Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.Ayrılıktan parçalanmış bir yürekİsterim ben, derdimi dökmem gerek.Kim ki aslından ayırmış canını,Öyle bekler, öyle vuslat anını.…Ney sesi tekmil hava oldu ateş,Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!” Mevlana’nın neyle ilgili bu güzel şiirinden sonra, birazcık ney ve neyzen hakkında bilgi verip sonra da bir neyzenimizi tanıtmaya çalışacağım. Ney

Bilim İnsanımız Şehmus Güzel’i Kaybettik

okuma süresi: 8 dk.

Paris Kürt Enstitüsü, araştırmacı, yazar ve sosyal tarihçi Prof. Dr. Şehmus Güzel’in 4 Aralık 2025 tarihinde Paris’te 78 yaşında vefat ettiğini duyurdu. Bir güzel insanı daha kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Şehmus Güzel, 1947 Diyarbakır Ergani doğumludur. Uzun bir süredir Paris’te yaşıyordu. Hemşerim ve ailelerimiz arasında sıcak, dostça ilişkilerin olması nedeniyle kendisini tanırdım ama bir ilişkimiz yoktu. 2000’li yılların başlarında Çayönü’nden Ergani’ye Uzun Bir Yürüyüş kitabımı yazmaya başladığımda değerli hocam Şehmus Güzel’e de kitabımda yer vermek istedim ve bu nedenle bir dostumdan e-posta adresini alıp bir mesaj yazdım. Mesajımda kendimi tanıttıktan sonra, kitap yazma niyetimi belirtip kendisinden özgeçmişini ve birkaç fotoğrafını

Şehmus Güzel hocama çok çok selam söyle

1 min read

Udi Yervant Bostancı’ya gönderdiğim bir yazı Benim güzel, tadli kardeşim, Çok çok teşekkür ederim. İletiniz göğsümü kabarttı. Aynen Çîyayê Meyrema’naya kadar oldi. Sizin gibi bedeni uzakta ama yüreği yüreğimin yanında bir dostumun, bir hemşerimin olması benim için hem bir mutluluk ve hem de büyük bir ganimet. Sizin gibi sesi mübarek/vaftiz edilmiş bir kardeşimin olmasına ben sevinmeyeyim de kim sevinsin. Size ve gruptaki arkadaşlara yanıt babında bir şeyler yazamadığım için kusuruma bakmayın. ne olur? Bu ara çok yoğunum. Bilgisayarımda da sorunlar var. Neyse ben size mutlu Noeller diliyorum, yeni yılınızı da yürekten kutluyorum. Dilediğiniz dilekler dileğimdir. Paris’e gidecekmişsin, Şehmus Güzel hocama

Ergani Spor’un Başarısı Ergani’nin Başarısı Olacaktır

okuma süresi: 3 dk.

Yaklaşık 15 yıl önce yine aynı konuda bir yazı yazdığımı hatırlıyorum. Demek ki değişen bir şey yok, hâlâ aynı yerdeyiz. Ergani Spor Kulübü’nün başarılı olması birlikten, destek ve dayanışmadan geçer. Şu anda kulübün başarı için çok yönlü bir desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Şayet kulübün arkasında maddi ve kurumsal desteğin yanı sıra halkın desteği yoksa düşünülen güzel şeylerin yapılması çok zor! Amaçlanan şeylerin hayata geçirilmesi, başarı ve güzel şeylerin yapılması için başta Ergani Kaymakamlığı ve Ergani Belediye Başkanlığı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları, esnaf ve sivil toplum örgütleri Ergani Spor Kulübü’nün yükselişine omuz vermesi gerekir; tabi halkının desteğini de unutmamalıyız!

O kitapların hakkını ancak ben ve canim kuzenim Anjel verebiliriz…

okuma süresi: 2 dk.

Udi Yervant’ın gönderdiği bir yazı. Can abem, yawo şair, yazar, hoca, yazarsa işte böyle yazıyor. Yazdığın her şey için binlerce teşekkürler Güzel abem. Hele, hele moralimin sıfır altı olduğu bu günlerde bu yazına ne çok ihtiyacım vardı bir bilsen. Can abem bana hep Hızır gibi yetişmişsin. Yarama, yaralara merhem olmayı öylesine iyi biliyorsun ki, bu sonradan kazanılmaz zaten. Seni doğuran o Güzel ananın marifeti olsa gerek. Güzel diyorum çünkü sana sormuştum. Abe can bu yakışıklığını kime borçlusun diye, sende Anam çok güzel bir hatundu demiştin. Eh Güzelden böyle bir Güzel olur, peki ya mertliğin, asilliğin kime çıkmış? Onu da ben

Engels Marx’a Rüyamda Ne Anlatıyordu?

/
okuma süresi: 6 dk.

Biz insanların çok garip bir yanı var, bazen yaşadığımız bu dünyada olanları öte dünyaya, bazen de öte dünyada olanları bu dünyaya taşırız rüyalarımızda. Dün gece yine ilginç bir rüya gördüm. Bir yıldır zaten çok sık rüya görüyorum ve bunlardan bazılarını da daha önceki yazılarımda paylaştım. Rüyamda Ergani’de, çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği mekân Üçevler’deyim. Mevsim bahar. İğde ağaçları sarı çiçeklerini açmış, sarhoş edici güzelim kokusu çevreyi sarmış. Yeşil kavak ağaçları rüzgârın esintisiyle hışırdayıp salınıyorlar. Serçeler iğde ve kavak ağaçlarının dallarında kendi lisanlarınca şarkılar söylüyor. Gençlik yıllarımda, yani çok eskiden evimizin yakınında bulunan içme ve kullanım suyumuzu temin ettiğimiz, ağaç ve

Her Düşüşte Direnerek Yerden Kalkıştır Yaşamak

/
okuma süresi: 5 dk.

Saat dokuzu gösteriyordu, hava kapalı ve yağmur yağacağının sinyallerini verircesine bulutlar kuzey doğudan hafiften rüzgârın etkisiyle şekilden şekile bürünüyor, zeytin ağaçlarının aralarında ve binaların çatılarında kargalar kalkıp konuyorlardı. Kumrular elektrik tellerine dizilmiş gagalarıyla teleklerinin bakımını yapıyor ya da yiyecek bulma umuduyla yol kenarlarında geziniyorlardı. Hava fazla soğuk değildi, yetmiş yaşını devirmiş ve biraz da sağlık sorunları yaşayan Miran her gün yaptığı sabah yürüyüşüne hazırlanırken balkona çıkıp mavi denize, bulutlu gökyüzüne ve yeşil zeytin ağaçlarına bakarak derin bir nefes alıp: “Haydi çık, yürüyüşünü yap!” diye kendine katı buyruğunu verdi. Kahvaltısını yaptı ve çıktı. Yürüyüşünü yaptığı İğdeli Plajı ile oturduğu ev arası

Herkes Kendi Hayatının Yükünü Taşır

okuma süresi: 11 dk.

Hayatta her zaman her şey insanın gönlünden geçtiği gibi olmuyor. Her şey kendinden, kendince amacını içinde taşıyan bir nehir gibi akıp geçiyor. Nerede durgunlaşacağını, nerede coşacağını; nerelere uğrayacağını, nereleri es geçeceğini hayatın kendi akışı belirliyor ve bizi de içine alıp bildiği gibi sürükleyip götürüyor. Oysa bizler her şeyi bildiğimizi zannediyoruz ama nerde, ne zaman başımıza nelerin geleceğini hiç de bilemiyoruz. Çünkü bilinmezlerin içinde, hayatın kendi akışı içinde her an her şey olabilir. Rastlantılara mı, tesadüflere mi, Levh-i Mahfûz’a (alın yazısı) mı bağlı yaşıyoruz, bilmiyorum. Bildiğim, günlerin farkında olmadan su gibi akıp gidişidir. Tıpkı şairin dediği gibi: “Günler devlet alacağı, yıllar

“Jiyana Nîvkuştiyan”

/
okuma süresi: 5 dk.

Bir tanıdığımın, bir arkadaşımın, bir yoldaşımın kitap yazmasından her zaman mutlu olmuş ve gurur duymuşumdur. Sevgili dostum Salih Şimşek kendi anadilinde, Kürtçe yazdığı hayat hikâyesi “Jiyana Nîvkuştiyan”(*) ismiyle Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı’nın, Sosyal Tarih Yayınları arasında kitap olarak yayımladı. TÜSTAV, bildiğim kadarıyla, yayın tarihinde ilk defa bir Kürtçe kitap yayınlayarak; bir ilki gerçekleştirdi ve böylece önemli bir gelişmeye imza atmış oldu. Çok önemli bir gelişme, hem Salih Şimşek’i ve hem de TÜSTAV’ı bu nedenle kutluyorum. Salih arkadaşım, güngörmüş, her şeyi anlamaya çalışan, kendisi ve çevresiyle uyumlu, karşısındakine pozitif enerji veren türden Kürtçeye âşık bir dostumdur. Onunla ortak bir geçmişimiz

Beşir Doğan Yoldaşımın Anısına…

/
okuma süresi: 5 dk.

Beşir Doğan yaşama enerjisi tükenince her şeye elveda deyip aramızdan ayrıldı. Ölüm de doğum gibi hayata aittir. İnsan kendi kaderini yaşamaktan kaçınamaz. Yoldaşım Beşir Hocamla birlikte olduğum çok anlar ve anılarım var. Bu nedenle, devrimci olma şerefine ermiş olanlardan biri olan Beşir Doğan’ı hoşgörünüze sığınarak biraz anlatmak istiyorum. Mehmet Beşir Doğan, 1954 doğumlu olup Diyarbakır Merkez Güzelköy nüfusuna kayıtlıdır. Öğretmendi. Diyarbakır Dibek köyünde öğretmenlik yaparken 3 Kasım 1982’de gözaltına alındı, sorguda ağır işkenceler gördü, çıkarıldığı mahkemece 15 Aralık 1982 tarihinde tutuklanıp lanet olası Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Burada, baskıların en yoğun olduğu dönemde, yaklaşık iki yıl tutuklu kaldı.

1 2 3 12