Plus - Page 4

/

Eski Zamanlarda Üçevler

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik,

okuma süresi: 132 dk.

Erdinç Gültekin’e Gönderdiğim Mektup

1 min read

Sevgili Erdinç Gültekin,Merhaba. 30 kısa öyküden oluşan “Gözyaşı Partisi” çalışmanı okudum. Eline sağlık.Ben, edebiyat eleştirmeni değilim, ama çok okuyan ve biraz da yazan bir olarak şunu söyleyebilirim:Öyküler güzel, gramer olarak hemen hemen kusursuz. Sözcüklerin yan yana gelişleri ve geliş tarzları, kendi içinde tutarlığı var diyebilirim. Kısa, ama sade bir anlatım var. Öyküler hayata, topluma dair. İnsanların yaşamından kesitler sunuyorsun. Sıradan insanların sıradan yaşamlarını öyküleştirmişsin. Fotoğraf gibi olanı vermeye çalışmışsın. Anladığım kadarıyla yorumu da okuyucuya bırakmışsın. İyi de etmişsin. Büyük sorunların ana kaynağı küçük diye küçümsediğimiz sorunların toplumsal yaşamımızda her renkten ve her boydan yığınca var oluşudur, bence. Bunların öykülerinde işlenmeleri

İyi Kötü, Güzel Çirkin…

okuma süresi: 4 dk.

“Bir insan nasıl bu kadar yalancı ve kötü, pervasız çirkin bir politikanın sürdürücüsü olabilir,” diye sitem eden bir tanıdığın siyasi bir liderle ilgili yakınmalarına muhatap olunca biraz işin aslını kurcalayıp düşünmeye başladım. Aslında hiçbir şey tesadüfi değil, doğanın ve toplumun kendi işleyiş yasaları vardır. Her şey zıddı ile birlikte var olur. Çünkü evren denge üzerine kuruludur. İyilikle kötülük arasındaki ezeli kavga da etki tepki yasasının bir yansımasıdır. Pervasız, yalancı, kötü liderlerin önemli mevkilerde bulunması toplumda bir karşılığının var oluşundandır. İyi kötü, haklı haksız, güçlü zayıf, ışık karanlık her zaman ve her yerde var olan kadim olgulardır. Kavram ve edim olarak

Bir Işık Huzmesi Yüreğime Bıraktınız

okuma süresi: 3 dk.

Misbah Hicri’yle gönderdiği Kitap Dosyası hakkındaki yazışmamız Sevgili Misbah Hocam,Merhaba. Gönderdiğin “Gözünü Budaktan Esirgemeyenler” dosyanı okudum.Düşüncemi kısaca yazıyorum:1. Dosyadaki metinlerde “de”, “da” ve “ki” eklerinde çok fazla yazım hatası var. Gözüme çarpanları düzelttim. Başka düzeltmelerde yaptım. Kırmızı işaretlenen yerleri kontrol edersin.2. “Kabadayı Söylemi ve Diğer Anlamları” ve “Yöremizde Lakap ve Takma İsimler” başlıklı yazıları biraz daha kısaltarak tek metinde toplayabilirsin.3. Sunuş ya da Önsöz’de anlattığın şahısların yazılış sırasını neye göre yaptığını kısa bir cümleyle açıklarsan iyi olur düşüncesindeyim. Alfabetik sıraya göre mi, doğum tarihlerine göre mi, yoksa şahıslar hakkında bilgi edinmeye bağlı metinlerin yazılışı mı esas alındı?4. Kitap biraz kabadayılara

Nurettin Değirmenci’nin Ardından…

okuma süresi: 6 dk.

Müslüm Üzülmez, “Çalışkan bir mühendis, evrimci bir devrimci!” olarak tanımladığı 28 Mart’ta hayatını kaybeden Nurettin Değirmenci’yi yazdı. Evrensel Gazetesi, 5 Mayıs 2019 Ölenin ardından yazı yazmak zor. Ölen yakın bir tanıdığın, hele bir de çok sevdiğin biri olunca bu daha da zor. Ama zoru aşıp sevgili yol arkadaşım ve dayım Nurettin Değirmenci’yi yâd etmeye çalışacağım. 8 Mart’taki son telefon görüşmemizde “İyiyim desem yalan söylemiş olurum yeğenim” demişti. Çok sürmedi, 28 Mart 2019 günü amansız dert onu hayattan koparıp aldı. Vefatını duyunca İstanbul’dan Mersin’e hareket ettik. Evi Mezitli’deydi. Değişik yerlerden gelen akraba ve tanıdıklarla buluştuk. Acılarımızı paylaştık. Öğlen vakti kılınan cenaze

Ben Sevgili Dayımı, Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi

okuma süresi: 8 dk.

Ölüm; hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Sevgili Dayım Nurettin Değirmenci ardında iz bırakarak aramızdan ayrılıp gökyüzündeki yıldızlara katıldı. Ölenin ardından yazı yazmak zor. Ölen yakın bir tanıdığın, hele bir de çok sevdiğin biri olunca bu daha da zor. Ama zoru aşıp dayımı yâd etmeye çalışacağım. 8 Martta kendisiyle yaptığım telefon görüşmede nasıl olduğunu sormuş ve “İyiyim desem yalan söylemiş olurum yeğenim” cevabını almıştım. Doktorların kemoterapi önerdiğini, kendisinin ise kabul etmediğini söylemişti. Çok sürmedi, 28 Mart 2019 günü amansız dert onu hayattan koparıp aldı. Vefatını duyunca kardeşim Ali Haydar’la birlikte hemen İstanbul’dan Mersin’e hareket ettik. Mersin’e vardığımızda Mezitli’de Dayımın evinin bulunduğu sitenin

Adresine Gönderilmeyen Bir Mektup

okuma süresi: 2 dk.

Sevgili Arkadaşım, Pavlov Efendiyi hiç duydun mu? Mutlaka duymuş ya da hakkında bir şeyler okumuşsundur. Siz, benim ona öyle Pavlov Efendi deyişime bakmayın. Mutlaka biliyorsunuz, sözünü ettiğim İvan Petroviç Pavlov’dur (d.1849– ö.1936). Hani “Pavlov’un Köpekleri” diye bilinen dünya bilim literatürüne girmiş deneyi yapan, doğru ve kesin bilgiyi her şeyin üstünde tutan, hayatını psikofizyoloji ve deneysel psikoloji alanlarına adamış, şartlı refleks ya da koşullu refleks denen şeyi deneyle kanıtlamış ve çalışmalarıyla 1904 yılında Nobel Ödülünü almış Rus bir bilim insanından bahsediyorum. Pavlov, “bağ kurma” yöntemiyle olaylar ve nesneler arasında bağ kurar, köpekler üzerinde yaptığı deneyde de bu yolu izler. Bilirsin, köpekler

“Arkamdan Kimse Ağlamasın”

okuma süresi: 3 dk.

hayat önce bahar rüzgârısonra çöl rüzgârı gibi eser:acı, tatlı, güzel, çirkin ne varsabir gün sona erer. Diyarbakır’ın değerli evlatlarından Cengiz Yıldız (d.1953) 11 Ekim 2018’de İstanbul’da vefat etti. Bir gün sonra da dostlarının, sevenlerinin omuzlarında İstanbul Bakırköy Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlandı. Vefatından bir gün önce hastaneye ziyaretine gittim. 5 saate yakın bekledim, ama maalesef görüşemedim. Durumu kötüydü. Sedyeyle yoğun bakıma götürülürken eşi Bedriye’ye, akrabası Fatma Yıldız’a, ortak dostumuz Cahit Kaplan’a, bana ve kendisini görmeye gelen tanıdıklarına kararlı bir sesle; “Arkamdan kimse ağlamasın” diye seslendi. Bu, son duyduğum sesi oldu. Ağlamanın acizliğini ortaya koyarken dik durmanın erdemini ortaya koyuyordu. Ömür dediğimiz ilk

Huneyn Kaygusuz’a Yazdığım Bir Mektup

okuma süresi: 2 dk.

Sevgili Arkadaşım Huneyn Kaygusuz,Gönderdiğin yazılarını kitap formatında düzelttim. Yazıların çok karışık ve çok imla ve yazım hatası vardı. Yazı dosyanı belli bir düzene koydum ve yazım hatalarını, noktalama işaretlerini, bozuk cümleleri yetilerim ölçüsünde gidermeye çalıştım. Biraz zamanımı aldı, ama değdi çalışmaya. Yazıların iyi bir noktaya geldiğini düşünüyorum.Dosyadaki yazıların çoğunu kanımca daha önceleri Facebook’ta yayınlanan yazılar. Yazılar içten, samimi ve yalın. Kendi kendine söyleşir gibi yazmışsın. Kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmişsin. Şiirler de öyle. Okurken; doğayı seven, tarihe ve tarihi eserlere duyarlı bir köylünün dünyasını keyifle keşfettim. Ellerine sağlık.Sevgili Arkadaşım,Dediğim gibi dosyadaki yazılarını kitap formatında düzenledim. Kitap iki kısımdan oluşuyor:

Karanlıkta Ne Çiçek Açar Ne Düşünce Filizlenir

/
okuma süresi: 5 dk.

Her kriz döneminde ‘vadesi doldu’, ‘işi bitti’ denilen kapitalizm yaklaşık her on yılda bir yaşadığı krizleri aşarak bir üst sarmala varabilme dinamiklerini bünyesinde taşımanın avantajını hep yaşadı. Şimdi yine yeni bir farklı kriz yaşanıyor. Krizin nedeni, dünya genelinde kapitalizm rant ekonomisine evrilmesi, yani üretim yapmadan para kazanma dönemine geçilmesidir. Bu gelişmenin en önemli olumsuz etkisi ise dünyanın siyasetten ‘buzul çağ’a girmiş olmasıdır. Sosyalist ülkeler değişim ve gelişimin dinamiklerini yapılarında taşımadıklarından dolayı sahneden çekildiler, tarih oldular. Şansını değerlendiremedi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra birçok ülkede sosyalist yönetimler işbaşına gelmiş ve Dünya, başını Sovyetler Birliği’nin çektiği Sosyalist Sistem denen bir olguyla karşı karşıya

Sevgili Yeğenim,

okuma süresi: 3 dk.

“Kimsenin mal ve can güvenliği bulunmamakta, her tarafta asker kaçakları, eşkıyalar yol keser, yağma yapar ve devletin tüm kademelerinde rüşvet alır başını gider. Halk perişan bir vaziyettedir.” (Fazla Kitap Göz Çıkarmaz, Ama… – Müslüm Üzülmez /18 Mayıs 2018) Ayrıntılı yasalarla yönetilmeyen toplumlarda gizli rüşvet yok, açık haraç vardır. Memluk, Osmanlı, günümüzde Şeriat ile yönetilen Müslüman toplumlarda her yönetici sahip olduğu makama göre haraç toplar. Şeriat geleneklerine göre, haraç, sahip olduğu makama göre yöneticinin hakkıdır.-Haracını almayan yönetici işini bilmeyendir.-Yaptığı işe göre ılımlı haraç alan iyi yöneticidir.-Yüksek oranda haraç alan kötüdür. Günümüz Türkiye’sinde, yöneticiler, yasalara göre değil, Şeriat geleneklerine göre haraçlarını almadan