Plus - Page 11

/

Eski Zamanlarda Üçevler

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik,

okuma süresi: 132 dk.

Prof. Dr. Zülküf Güneli’ye Yazdığım Mektup

okuma süresi: 2 dk.

Sevgili Hocam Zülküf Güneli,Telefonda da bahsini ettiğim gibi HİLAR kitabını bu Ocak ayının sonunda artık bitirmek istiyorum. Bu nedenle:1. Kitaba bir Önsöz yazmanız,2. Kitapla ilgili öneri ve düşünceleriniz,3. Kitapta varsa hata ve yanlışlıkların bildirmeniz, beni çok sevindirecektir. Çünkü sizin düşünceleriniz benim için çok önemlidir: Hilar’lı olmanız, hemşerim olmanız, ağabeyim olmanız ve hepsinden önemli bir bilim adamı olmanız nedeniyle bilginizden istifade etmek istiyorum. Kitabımın içerikçe daha da zenginleşmesini istiyorum.Ayrıca elinizde veya arşivinizde Hilar’la ilgili bulunan belge ve fotoğrafların birer örneğinin geri gönderilmek koşuluyla ya da internet ortamında e-mail ile göndermenizi sizden rica ediyorum.Yazdığım kitabın birinci bölümünde yer alan “Hilar Köyü Hakkında

Gördüğüm Bir Rüya

/
okuma süresi: 4 dk.

“Rüya dediğin, demet demet hayallerdir”.Kuran -Yusuf Suresi, Ayet: 44. Rüyamda, bir akşamüzeri, elimde iki bira şişesi, Çiftpınar yolu üzerinde bulunan babamın mezarı başında bir tümseğe oturmuşum. Güneş yeni batmış, etraf alacakaranlık. Bir çobanın önüne kattığı davarların, arkasında toz bulutları bırakarak geçtiği yolun öte yanından, bağ ve bahçelerinden dönen güneşten kavrulmuş üretken, çalışkan insanlar yorgun adımlarla ilerliyor. Çimento Fabrikası beyazımsı toz bulutlarını her zamanki gibi, Zülküf Peygamber ve Meryem Ana’ya ait kutsal mekânların bulunduğu Makam Dağı’na savurup, dağın heybet ve kutsallığını öldürüyor. Sıcaktan ve de çimento tozlarından olacak, bağ kenarlarındaki, bahçelerdeki ağaçların yaprakları ya sararmış ya da tümden kurumuş. Çermik tarafından

Petersburg İzlenimlerime Dair Aldığım Üç Yazı

//
okuma süresi: 9 dk.

15-26 Nisan 2006 tarihleri arasında St. Petersburg/Leningrad kentinde bulundum. Kente dair izlenimlerim Ergani Haber, Yeni Yurt gazetelerinde ve kendi web sitem www.uzulmez.info da yayımlandı. İzlenimlerimle ilgili yayımlanan yazıma dair çok sayıda e-mail, mektup, telefon aldım. Tepkiler faklı, ama olumlu. Gelen yazılardan üçünü paylaşmak istiyorum. Yazılar salt birer övgü mektubu değil, içlerinde çok güzel düşünceler ve eleştiriler var. Eleştirilerin muhatabı ben olsam da, bu güzel eleştirileri okumanızın iyi olacağını düşünüyorum. Sırasıyla okuyalım: 1. Yılmaz Değirmenci’nın yazısı “Müslüm Abiciğim, Yazını çok sevdim kişisel olarak. Özellikle senin için yepyeni olan bu deneyimi yazıya dökmüş olman çok harika gerçekten. Yurtdışına çıkmak, oradaki kültür ve

İki Kongre ve Bazı Gözlemlerim

okuma süresi: 5 dk.

Geçtiğimiz günlerde iki kongreye katıldım. Birincisi, Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda 17-19 Mayıs 2006 tarihleri arasında düzenlenen “6. Uluslararası Boya, Vernik, Mürekkep ve Yardımcı Maddeler Sanayi Kongresi ve Fuarı (Boya 2006)”. İkincisi, 25-28 Mayıs tarihleri arasında yapılan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin 39. Olağan Genel Kurulu.Bu kongrelere ilişkin bazı gözlemlerim oldu, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. “Boya 2006” kongre ve fuarını TÜBİTAK dahil 31 firma ve kuruluş destekledi. Açış konuşmasını Sanayi ve Ticaret Bakanı Sn. Ali Çoşkun yaptı. Kongre süresince ana teması “Akıllı Boyalar ve Yeni Teknolojiler” toplantıları yapıldı. Bu toplantılarda, yerli ve

St. Petersburg/Leningrad İzlenimleri

/
okuma süresi: 42 dk.

Oğlum Ozan’ın davetlisi olarak eşimle birlikte Rusya’nın Saint Petersburg kentine gittik. Giderken sevinçli olmanın yanında, değişik duygular içerisindeydim. Birincisi, ilk defa yurt dışına çıkıyordum; farklı bir ülkeyi ve coğrafyayı, farklı insanları ve değişik bir kültürü görecektim. İkincisi, oğlumla buluşup hasret giderecektim, evinde konuk olacaktım. Üçüncüsü, -sevincimin yanında hüzün ve burukluğuma neden olan- rüyalarımı, hayallerimi süsleyen ve bir zamanlar “sosyalizmin kalesi”, “devrimci hareketin merkezi” olarak bildiğim “Sovyetler Birliği”ni -yıkılmış haliyle görecektim. Gidiş ve gelişim 12 gün sürdü. Bu gezim sonucu edindiğim bilgi ve izlenimleri olabildiğince tarafsız kalmaya çalışarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Kiril Alfabesi’ni ve Rusçayı bilmemem, Ozan’ın kaldığım süre içinde cumartesi

Rusya, Devrim ve Ezber Bozmaya Dair…

okuma süresi: 15 dk.

Kamil Sümbül’e yazdığım bir yazı Sevgili Dayımoğlu Kamil, Yoğun işlerin arasında, bana uzun uzun mail’ler attığın ve sabırla yazılarımı okuduğun için en samimi duygularımla sana teşekkür ediyorum. Yazılarınızdaki samimiyet, içerik ve farklı bir bakış açısıyla yazılmış olmaları benim açımdan önemli olmanın yanında, öğretici de olmaktadır. İnsanın yaşam biçimiyle söyledikleri eğer örtüşmüyorsa, söyledikleri çok düzgün şeyler olsa dahi at çöpe gitsin. İnsanların fikri ve zikri bir olmalı. Siz fikri ve zikri bir olan bir dostum, bir arkadaşım ve bir akrabam olduğunuz için, benim için çok değerlisiniz. Yazı ve eleştirilerine (sözün gelişi…) gelince, nereden başlayacağımı bilemiyorum. Düşüncelerimi bir sistem dâhilinde değil de,

Artık Ortadoğu’da “Kilit Taşı” Kürtler’dir

okuma süresi: 2 dk.

Dayım Nurettin Değirmenci’ye yazdığım bir yazı Dayı, selam.1. (…) 2. Irak’a gelince… Sizin Mail’inizi ve Kamil Sümbül’ün yazısını okudum. Siz olaylara analitik, Kamil biraz duygusal bakıyor. Kamil’in düşüncelerinde haklı yanlar da var. Artık Ortadoğu’da “kilit taşı” Kürtler’dir. Bu süreç Irak’ın işgaliyle başladı. Kürtler konusunda eskiden Ankara-Bağdat-Tahran hattı söz konusuydu. Şimdi Bağdat hattı düştü. Kanımca sıra Şam ve Tahran da. Türkiye’nin ABD ile çatışma noktasını da bu strateji oluşturuyor. Eskiden ABD’nin “Kürt Sorunu” diye bir sorunu yoktu. Kürt sorunu şimdi ABD’nin sorunu. ABD-İsrail ittifakı, Tahran ve Şam’ı saf dışı ederse, Birleşik Kürdistan’ın temelleri atılmış olabilir. Bunu sezinleyen Türkiye, ABD ile bu

Kamil Sümbül’e Gönderdiğim Bir Mektup

1 min read

Sevgili Kamil,Mehmet Şah Ekinci ile ilgili “Bir İsimsiz Kahramanın Anısına” başlıklı yazını okudum. Teşekkür ederim.Mehmet Şah Ekinci’yi ismen çıkaramadım, resmini görsem mutlaka tanırım. Başınız sağ olsun!Yazın duygu yüklü. Eline sağlık. Seni önemsiyor ve seviyorum. Çünkü: Vefalısın.Şimdi sonbaharımızı yaşıyoruz. Cami avlılarından artık bir bir cenazelerimiz kalkıyor. Her hangi bir yerde yayınlanmış yazı veya ölüm ilanlarından veya telefonun diğer ucundan ölüm haberleri alıyoruz. Ölümün diyalektiği dedikleri şey bu mu?En kötüsü, coğrafik olarak sağa sola savrulmanın yanında, emek verdiğimiz oluşumların buharlaşması: Dün birlikte olduğumuz arkadaşlarımızın birçoğunun değerlerini yitirmesi, köksüz kenger gibi rüzgâr hangi taraftan eserse, rüzgârın yönüne göre savrulmalarıdır.İnsan özünü yitirmemeli. Öz yitirilince

“Müslümanlığa dil uzatanlar önce beni karşılarında bulurlar”

okuma süresi: 2 dk.

“Müslüman’dan düşünür olmaz!” yazıma(*) Nurettin Değirmenci’den aldığım yanıt Sevgili Müslüm, Müslümanlığa dil uzatanlar önce beni karşılarında bulurlar. Gönderdiğin yazı için teşekkür ederim. Dini konulardaki sert eleştirilere karşı yaptığın uyarılar kulak ardı edilmemelidir. 1-Descartes Sistemi ile düşünenler, diğer insanları; sıradan, basit düşünenler yöntemli düşünceleri kolayca anlayamaz. Herkes, karşısındakinin kendi gibi düşündüğünü, hareket ettiğini kabullenir. 2-Bütün küfürlere, saldırılara karşın; Atatürk’ün ithal ettiği yasalar ve kurumlar bizleri, Türkiye’deki insanları ilkel Müslümanlıktan koparmıştır. Ne olmuştur? Türkiye’deki üretim etkinlikleri ile orantılı yepyeni bir doğaüstü oluşmuştur. Oluşan bu doğaüstünün, ilkel Müslümanlıktan farklı olduğunu vurgulamak gerekir. 3-Türkiye’de, Amerika’nın etkisiyle, 1970’li yıllardan sonra ilkel Müslümanlık canlanmış; son yıllarda

“Müslüman’dan düşünür olmaz!”

okuma süresi: 3 dk.

Nurettin Değirmenci’ye yazdığım bir yazım Sevgili Dayım, Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Sana başarılar diliyorum. Dayı, Utku’ya gönderdiğin yazıların tümünü okudum. Doğa ve çevre betimlemelerin harika. ABD’liler ve diğer insanların davranışlarına ilişkin gözlemlerin de çok güzel. Bu insan davranışlarında, bilgili toplumlara ait insanlarla bilgiden yoksun veya bilgi fukarası insanların davranışlarındaki o muazzam farkı ince mizahi bir üslûpla anlatman ve tespitler güzel olmanın yanında çok düşündürücü. Günlük yoğun iş çalışmaları arasında fırsat yaratıp bu güzel yazıları yazdığınız için, hem bir yeğenin olarak ve hem de okuma yazmaya meraklı biri olarak sizi kutluyorum. Yazılarınızda alıntıların çok kısa ve anlatılan konulara zenginlik katması ve