Kültür - Page 24

Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı

Bu başlıkla yayımlanan yazının en son hali sonradan Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı adıyla Mayıs 2026’da J&J Yayınları tarafından kitap olarak yayımlandı. Bu nedenle yazı yayımdan kaldırıldı. İlgi duyanlar sitemizin “Kitaplar” kısmından ya da Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı linkine tıklayarak yazının son haline

1 min read

Petersburg İzlenimlerime Dair Aldığım Üç Yazı

//
okuma süresi: 9 dk.

15-26 Nisan 2006 tarihleri arasında St. Petersburg/Leningrad kentinde bulundum. Kente dair izlenimlerim Ergani Haber, Yeni Yurt gazetelerinde ve kendi web sitem www.uzulmez.info da yayımlandı. İzlenimlerimle ilgili yayımlanan yazıma dair çok sayıda e-mail, mektup, telefon aldım. Tepkiler faklı, ama olumlu. Gelen yazılardan üçünü paylaşmak istiyorum. Yazılar salt birer övgü mektubu değil, içlerinde çok güzel düşünceler ve eleştiriler var. Eleştirilerin muhatabı ben olsam da, bu güzel eleştirileri okumanızın iyi olacağını düşünüyorum. Sırasıyla okuyalım: 1. Yılmaz Değirmenci’nın yazısı “Müslüm Abiciğim, Yazını çok sevdim kişisel olarak. Özellikle senin için yepyeni olan bu deneyimi yazıya dökmüş olman çok harika gerçekten. Yurtdışına çıkmak, oradaki kültür ve

Dil Üzerine…

/
okuma süresi: 5 dk.

Dünyada konuşulan 6 bin dilin korunması amacıyla ilan edilen “Dünya Anadil Günü” Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) üyesi ülkelerde kutlandı. Şubat ayında Paris’teki merkez binasında ise, gün dolaysıyla dil çeşitliliği, Amerika, Afrika ve Asya’daki azınlıkların karşılaştığı zorluklar ve dillerinin korunması konulu bir konferans düzenledi. UNESCO Başkanı Koichiro Matsuura bu konferansta yaptığı konuşmada; “dilin bireyin kimliğiyle derinden ilişkili olduğunu” belirtip, 6 bin dilin yarısından fazlasının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.***Dil, duygu ve düşünceleri açıkça göstermeyi mümkün kılan her türlü işaret sistemidir. Bilinç içeriklerini, duyguları, arzuları, düşünceleri tutarlı bir anlam çerçevesi ya da modeli içinde ifade

M. Şehmus Güzel ve Yeni Çıkan Üç Kitabı

okuma süresi: 6 dk.

Prof. Dr. M. Şehmus Güzel, bildiğiniz gibi Erganilidir. Eylül 1982’den beri Fransa’da yaşıyor. Öğretim üyesi, yazar ve gazeteci. 1978’den beri değişik gazete, dergi ve ansiklopedilerde Türkçe ve Fransızca pek çok makalesi, köşe yazısı, incelemesi yayınlandı. Onlarca kitaba imza attı. Ve en son, Mayıs ve Haziran 2006’da üç yeni kitabı daha yayınlandı. Aldığım duyumlara göre daha birçok kitabı da basım aşamasında. Hocamızın maşallahı var: O, sürekli yazan, düşünen ve düşündüren bir aydınımız: Yazmayı iş edinenlerden. Sağ olsun, yeni çıkan üç kitabını, kıymet bilip, bana da göndermiş. Kendisini yürekten kutlar ve daha nice nice güzel kitaplar yazmasını diliyorum. Yeni çıkan kitapları: 1.

Kirlilik Üzerine Bazı Düşünceler

/
okuma süresi: 4 dk.

İnsanlar, her geçen gün daha çok çevre ve kirliliklerden şikâyet eder oldu. Bu kadar çok şikâyet edilmesine rağmen, kirlilikler de katlamalı artar oldu. Ergani Çimento Fabrikası‘nı göz önüne getirin. Burada olan sadece bir çevre kirliliği mi? Hayır, bence, sosyal ve ahlaki kirlilikte söz konusudur. İlgililerin ve halkımızın ve çevre konusunda yeterli duyarlılığı göstermemesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanun’a dayanılarak çıkartılan yönetmeliklerdeki yükümlülükleri yerine getirmeme ve bilmemelerinin nedeni; bilgi eksikliği, yasal düzenlemeleri takip etmeme, neyin nasıl-nerede yapılacağını veya yapılması gerektiğini bilmeme, çevre bilincine vakıf olmama, üretim ve çevre teknolojilerini takip etmeme, teknolojik seviyeye uygun teknolojiler kullanmama, bencillik ve aşırı

“Sonsuzluk Teknolojileri”

/
okuma süresi: 4 dk.

Başlık, bir kitabın ismidir. Önemsediğim bu kitabı, bu yazımda sizlere tanıtmaya çalışacağım. Çünkü medya imparatorluğunun basın yayın organları baldır-bacak muhabbetiyle, toplumu manipule eden yazılarla, eli kalem tutanları “yazar” diye piyasaya arz ve lanse etmeyle meşguller. Bu nedenle, günümüz medyasında bu tip kitapların yer alması, tanıtılması olası değil. Başta da belirttiğim gibi, kitabın ismi: SONSUZLUK TEKNOLOJİLERİ, başka bir ifadeyle “Sonsuzluğa Açılan Kapı”. Yazarı: Yılmaz Değirmenci. Yayınevi: Tek Ağaç. “Geleceğin dünyasını hep birlikte şekillendirmek umuduyla” yayınlanan kitap; insan belleğini zorlayan, insanı derin derin düşündüren, “bu gerçekten olabilir mi?” diye insanı hem karamsarlığa iten ve hem de süper ileri aydınlık bir geleceği projelendirme

Performans Değerlendirmesi Üzerine

/
okuma süresi: 4 dk.

Çalışma yaşamımıza çok hızlı giren sözcüklerden, daha doğrusu kavramlardan biri de performanstır. Performans günlük yaşantımızda olduğu gibi, kamu ve özel çalışma yaşamında da sık sık kullanılmaya, hatta yerli yersiz uygulanmaya başlandı. Örneğin kamu kurumlarında çalışan bir kısım memura (yöneticilerin tümüne) performans verilerek, çalışanların bir kısmına bireysel veya “havuz sistemi“yle parasal katkı yapılıp bir miktar ücretlerde, birazda özlük sorunlarda “iyileştirme“lere başlandı. Bu çerçevede, göz boyamak için personelin yaptığı iş miktarının, işi tamamlama süresinin, göreve ilişkin niteliklerin, idari sürece katılımı ve katkısının değerlendirilmesi konularını içeren “Performans Değerlendirme Kriterleri” ile “Performans Değerlendirme Cetveli” ilgili kurumlarca hazırlandı. Ben, bu yazımda performans iyidir-kötüdür; veya yöneticilere

Türküler, Halkevleri ve Maden

/
okuma süresi: 3 dk.

Bu hafta, İstanbul’da Sivaslı bir arkadaşımda gördüğüm ve fotokopi örneğini aldığım bir belgeden, daha doğrusu bir kitapçıktan söz etmek istiyorum. Bu kitapçığın ismi: Elâziz Bakırmadeni Kazası Halk Türküleri. Kitapçık 1937 yılında İstanbul’da Resimli Ay Matbaası T.L. Şirketi’nde basılıp, Elâziz Halkevi Neşriyatından 10. sırada yayınlamıştır. Kitapçıktaki türküleri, Elâziz Halkevi Orkestra Şefi M. Ferruh Arsunar derlemiş. Derlenen 18 türkünün hem söz ve hem de notaları var. Türkülerin notaları konusunda, notadan anlamadığım için bir şey söylemem doğru olmaz. Ama türkülerin sözlerine baktığımızda başka il veya yörelere ait türkülerin Bakırmaden’e mal edildiği hemen göze çarpmaktadır. Bazı türküler ise, Kürtçe türkülerin Türkçeleştirilmiş hali. Zaten kitapçığın

Anılarımdaki Maden

//
okuma süresi: 6 dk.

Rüya mıydı hepsi, yoksa şimdi mi rüyadayım. Maden, Bakır Maden İşletmesi sayesinde eskiden çok şen, canlı bir ilçeyken, bugün Bakır İşletmesi‘nin kapatılması ve faaliyetine son verilmesi nedeniyle eski canlılığını yitirmiş, yoğun göç veren cansız bir ilçe konumuna düşmüştür. Bakır cevherleri tükendi diye işletmenin kapatılması sonucu, Madenlilerin çoğu başta Elazığ olmak üzere başka yerlere göç etti. İki dağ yamacında kurulu bulunan ve kibrit kutusu gibi birbirlerinin üzerine konulan evlerin çoğu ne yazık ki bugün sahipsiz birer harabeye dönmüş. Fabrika bacaları ise, birer anıt gibi tüm görkemleriyle ayakta, ama bacaları tütmüyor. Artık bakır üretilmiyor. Oysa eskiden Maden ve Maden’de hayat bir başkaydı.

Leningrad/Petersburg ve Kürdoloji

/
okuma süresi: 4 dk.

15-26 Nisan 2006 tarihleri arasında Rusya’nın St. Petersburg/ Leningrad kentinde bulundum. Sonrasında “St. Petersburg/ Leningrad İzlenimleri” başlığı altında kaleme aldığım izlenimlerim 26 Mayıs-30 Haziran 2006 tarihleri arasında Ergani’de haftalık yayınlanan Ergani Haber gazetesinde, 13-20 Haziran tarihleri arasında da Diyarbakır’da günlük olarak yayınlanan Yeni Yurt gazetesinde dizi halinde yayınlandı. İzlenimlerim yayınlandıktan sonra, Petersburg’un aynı zamanda Kürt Tarihi ve Kürdoloji açısından da önemli bir kent olduğunu fark ettim. Bu yazımda, tespit edebildiğim kadarıyla -devrim öncesi Petersburg’un Çarlık Rusya’sının başkenti olduğunu hatırlatarak- Petersburg’un bu pek bilinmeyen yönünü kısaca yazmak istiyorum. Petersburg, Kürt tarih çalışmaları ve Kürdoloji açısından çok önemli bir yere sahiptir. Kürtlerle

“Yerel” Tartışmaları ve Ergani’nin Kalkınması

/
okuma süresi: 5 dk.

Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede hükümetler, partiler, sivil toplum kuruluşları, entelektüel çevreler yaygın biçimde “Yerel ve Yerel Yönetim nedir?” sorusuna yanıt aramaktadırlar. Avrupa Birliği’nin demokratikleşme beklentileri, ulus devletin geleceğine ilişkin kuşkular, “kamu”ya ilişkin yeni yaklaşımlar ve özellikle HABİTAT süreciyle ortaya çıkan yeni öncelik ve eğilimlere ilişkin ipuçları, “yerel”i ve “yerel yönetim”leri yeniden tanımlanmayı zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluğun üstesinden gelmenin yolu ise, demokrasi tartışmalarını yönlendiren ve belirleyen “globalleşme” ve “sivil toplum” gibi iki temel kavramın yaşadığımız coğrafyaya uygun analizine bağlı. Bu analizlerde belirleyici olacak olan, yeni “yerel” ve “yerel yönetim” tanımlamaları olacaktır. Çeşitli üniversite, enstitü, vakıf, belediye ve benzeri kurumlar,