Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik,
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Kısa Hikâyesi
Mart ayına girdik. Bahar bütün güzellikleriyle geldi/ geliyor. Eğer anlamlarına uygun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Newroz Bayramı’yla taçlanırsa bu bahar bir başka bahar olacak. 8 Mart kadınların, toplumların, halkların kurtuluş mücadelesinde önemli bir yere sahip çok özel bir gün olması nedeniyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ortaya çıkış sürecine çok kısa bakmakta fayda var. 16. yüzyılda başlayan yeni tarz üretim ilişkileri 18. yüzyılda olgunluk noktasına vardı: Feodal üretim biçiminden kapitalist üretim biçimine geçildi. Kapitalizmin egemen üretim biçimi oluşuyla, birçok sorunla birlikte kadın sorunu da gündeme girdi. Kadın sorunu konuşulup yazılmaya başlandı, ama kadının “kurtuluşu” düşünülmedi. 1830’lara gelindiğinde Saint
Yer İsimlerinin Değiştirilmesi ve Kâzım Vehbi Oral
Yer isimlerinin değiştirilmesine hep karşı çıkar, eleştirir ve eski isimlerinin iade edilmesini isteriz. Çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi biraz kendimize batırmalıyız: Yer isimlerinin değiştirilme nedenlerini, kendi insanlarımızı bu işteki rolünü yeterince bilmiyoruz ve bu konuda kapsamlı ciddi araştırmalar yapmıyoruz. Önce kendimden başlamalıyım. 2000’li yılların başlarında Ergani ile ilgili birçok bilgi ve belge topladım. Sonra topladığım bu bilgi ve belgelerle birlikte bildiklerimi ve anılarımdan bir kısmını harmanlayıp 2005 yılında yayımlanan Çayönü’nden Ergani’ye: Uzun Bir Yürüyüş kitabımı okuyucularla paylaştım. Söz konusu kitabımda “Milletvekilliği Yapmış Bir Şairimiz: Kâzım Vehbi Oral” başlığı altında tanıtıcı bir yazıyla birlikte şiirlerinden de örnekler vererek Kâzım Vehbi Oral’a
İşçiler Örgütleniyor (1939-1950) Kitabı Üzerine
12 Eylül 1980 öncesinde kısa bir süre DİSK’e bağlı Baysen Sendikası’nda Doğu ve Güneydoğu Bölge Organizatörü olarak sendikacılık yaptım. Sendikada çalıştığım dönem devrimci hareketin yükselişte olduğu yıllardı. Bu yükselişe paralel olarak Diyarbakır, Mardin, Siirt, Muş, Bingöl, Van, Hakkâri gibi illerde Bayındırlık Müdürlüklerinde, Karayollarında, YSE (Yol-Su-Elektrik)’de çalışan işçileri DİSK’e bağlı Baysen Sendikası çatısı altında örgütlemeye çalışıyorduk. Unutmam, hüzünlü olmasının yanında, darbelerin gerçek hedefinin kimler olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir: 1980’in Temmuz ve Ağustos aylarında, Hakkâri’de yaptığımız toplantı ve girişimler sonucunda YSE (Yol-Su-Elektrik) işkolunda çalışan işçilerin Türk-İş Sendikası’na bağlı sarı sendikadan ayrılıp, sınıf ve kitle sendikacılığını esas alan DİSK’e bağlı Baysen Sendikası’na
Şavki (Şavqi) Yıldırım’ın Tahrip Edilen Mezarı ve Yitirdiğimiz Değerler
Eylül ayında Ergani (Diyarbakır)’ye gittim. 25 gün kaldım. Annemi, kardeşlerimi, akrabalarımı, arkadaşlarımı, tanıdık ve yaşlı insanları ziyaret ettim. Yeni bir kitap çalışmamla ilgili çok sayıda insanla görüştüm, güzel bilgiler edindim. Ayrıca yeni kitabımda anlatacağım mekânları daha iyi tanımam ve yerinde görüp bilgiler edinmem için bazı mekânları gezdim. Gezilerimden birini de eski tarihi Ergani şehir harabeleri, Karaçortan, Halbostan, Venk ve Deli Kilise güzergâhındaki tarihî ve doğal güzelliği olan yerlerde yaptım, bol bol fotoğraflar çektim. Kardeşim Şahin’le birlikte Makam Dağı’nın alt kısmında bulunan Zukar Efendinin Bahçesi’nde gezip Karaçortan’ın soğuk buz gibi suyundan içtikten sonra Tavuklar Bağı’na doğru yol alırken Şevki (Yıldırım) Bey’in
Söylemek Yazmak
Yazının öncesi:I – Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel TarihçiII – Tarih Üzerine, Tarih Nasıl Yazılır?III – Bellek ve Akdeniz 6. Söylemek Yazmak Okuma listemde olan tarihle ilgili kitapların okumasını tam bitirmiştim ki, -benim için- bir sürpriz oldu. Kıymetli hemşerim, sevgili hocam M. Şehmus Güzel’in kaleme aldığı Söylemek Yazmak(*) adlı kitabının yayımlandığı haberini aldım. Kitabı hemen temin edip bir solukta okudum. M. Şehmus Güzel, kitabında geçmişimizi iyi bilmek, kendimizi tanımak ve tanıtmak ve özellikle tarihleri es geçilmek, unutturulmak istenen halkların tarihinin eksiksiz yazılabilmesi için sözlü tarihin önemine vurgu yaparak sözlü tarihin araç gereçlerini öneriyor ve bu tarihin nasıl yaratılabileceği konusunda
Bellek ve Akdeniz
Yazının öncesi:I – Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel TarihçiII – Tarih Üzerine, Tarih Nasıl Yazılır? 5. Bellek ve Akdeniz Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği olduğunu ve bu belleğinde Akdeniz ve Akdeniz kıyıları olduğunu ileri sürer: Okuyucuları tarihöncesi ve antikçağa bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuk tarihsel derinlik içinde, tarihöncesinden Roma fethinin tamamlanmasına kadar devam eder. Akdeniz’in jeolojik başlangıcından sonra kıyılarında doğup sonradan yok olan kadim uygarlıkların yarattığı kültürlerin gelişimi ve yayılışı binyılları kapsayan bir zaman dilimi içerisinde anlatılır: “İnsanların yaşadığı tüm zamana yayılacak kadar geniş tutulmadığı sürece tarihin anlaşılamayacağı”nı ileri sürer ve “her
“Tarih Nasıl Yazılır?”
Işığın Kaynağı Düşün ve Sanat DergisiYıl: Temmuz-Ağustos 2015, Sayı: 6 Paul Veyne’nin kaleme aldığı tarih yazımına ilişkin Tarih Nasıl Yazılır? kitabı alışıla gelmiş görüş ve anlayışların dışında, farklı şeyler söylüyor. Veyne, Tarih Nasıl Yazılır? adlı kitabında tarihe tepeden bakarak eleştirel bir yaklaşımla tarihi, tarihyazımını, tarih bilimini(?) sorgulamış. İlginç, tarih konusunda yazdıkları kulağa kar suyu kaçıran cinsten. Potansiyel bir ağırlığı, entelektüel bir havası var. Akademik olmanın ötesinde, sanki biraz da polemik için kaleme alınmış: Anlatım ve üslûp olarak Annales okulu yanlılarıyla, Marksist düşünürlerle ve tabi başkalarıyla bir hesaplaşma içinde gibi. Akademik çevreden olmayanlara, konulara yabancı olanlara ağır gelebilir. Okunması ve anlaşılması
Tarih Üzerine, Tarih Nasıl Yazılır?
Yazının öncesi: Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel Tarihçi 3. Tarih Üzerine Alman düşünür Friedrich Nietzsche, Tarih Üzerine(*) kitabında tarihi felsefi açıdan sorgulayarak bilgi, tarih ve değerler alanına eleştiriler yöneltir. Tarihin, büyük yaratmaların, uygarlığın özünü kuran geliştirici ilkelerin, insanı aşamalı olarak başarının en yüksek doruğuna ulaştıran girişimlerin, kendi varlığında evrenin yaratıcı özünü dile getiren “üstüninsan”ın bilimi olduğunu ileri sürer. Kitap, tarihin yaşam için yararı ve zararı üzerine Nietzsche’nin “çağa aykırı düşünceler”inden bir seçki. Ayrıntıları ilişkilendirmesindeki dehasıyla çoğu tarihçiyi; müşterilerini aldatan, defolu mal satan satıcılara benzetiyor. Nasıl bir tarih, ya da tarihe gereksinimiz var mı sorusuna verdiği yanıt ise yerinde güzel
Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel Tarihçi
Tarih, yerel ve sözlü tarih, tarihyazımı konularında daha önce birkaç kez değindiğim gibi değişik zamanlarda Diyarbakır ve çevre ilçelerden, köylerden mektuplar, iletiler alıyorum. Gelen mektup ve iletilerin çoğunda aileleri, aşiretleri, köyleri, ilçeleri veya geçmişte yaşanmış önemli mekân ya da olaylar hakkında sorular sorulmakta; bazen de yapacakları araştırmayla ilgili bilgi belge konusunda yardımcı olmam ya da yol-yöntem hususunda bilgi istenmekte. Ayrıca çeşitli üniversitelerin tarih bölümlerinde okuyan öğrenciler bitirme ödev ya da tez çalışmalarıyla ilgili benzeri sorular sormaktalar. Tarih konusunda uzman değilim, ama tarihe ilgi duymaktayım. Zaman zaman da tarihle ilgili yazılar, kitaplar kaleme almaktayım. Düşündüm: Madem ilgi duyuyorum, gelen çeşitli sorulara
Yalan Tarihin Panzehri Sözlü Tarihtir
Işığın Kaynağı Düşün ve Sanat DergisiSayı: 5, Yıl: 2015 “Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkça, tarihi avcılar yazmaya devam eder.” Bazen köy veya kasabaları hakkında yerel ölçekte çalışma yapmak isteyenlerden iletiler/ mektuplar alıyorum. Mensup oldukları aşiret, aile veya köylerinde yaşayan insanların sosyal yaşamı ve özellikle önemli tarihi olaylar olmak üzere geçmişiyle ilgili sorular soruyorlar, yardım istiyorlar. Genelde geçmiş ve günümüzle ilgili yazılı ve sözlü her türlü kaynağın önemini vurguluyor, arşivlerin ve yazılı kaynakların taranmasını, var olan tarihi kalıntıların tespit edilmesini, konuyla ilgili olabilecek her türlü bilgi ve belgenin toplanmasını öneriyorum. Ayrıca olayları yaşayan, gören, duyan yaşlı ve bilgi sahibi olan insanların mutlaka