Tarih - Page 1

/

Eski Zamanlarda Üçevler

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik,

okuma süresi: 132 dk.

Mehdi Zana’nın Anısına Hürmetten…

/
okuma süresi: 6 dk.

Mehdi Zana Kürt halkının önemli değerlerinden biriydi. Direnen ve bedel ödeyendi. Onun vefatı Kürt halkının çok önemli ulusal bir kaybıdır. Ben, 1977 yılında Diyarbakır Belediyesi’nde vekaleten Temizlik İşleri Müdürü iken, o aynı yıl Diyarbakır’da belediye başkanlığını kazandı. Yollarımız ayrıldı. Sonra 1982’de Diyarbakır 5 Nolu’da yollarımız yeniden kesişti. Dostluğumuz perçinlendi. 29 Ağustos 2026 günü vefat edişinin ardından bir yazı yazmak istedim, ama kendimi yazı yazma moduna alamadığım için yazamadım. Ben de Başkanım Mehdi Zana’nın anısına hürmeten anılarımı içeren Yoldaş Koçero (TÜSTAV Yay., 2011, İst.) kitabımdan ufak bir bölümü, ilişkimizin insanı yanına şahitlik eden bölümü ve tarihi değerde olduğuna inandığım bir mektup

TÜRKİYE’DE SERVETİN SERMAYEYE DÖNÜŞMESİ SORUNU

//
okuma süresi: 6 dk.

Kardeşim Ali Haydar Üzülmez Ağustos ayının ilk haftasında “Doğu’nun Servet Düşkünlüğü ve Zihinsel Tembelliği” başlıklı bir yazı yazdı. Yazı yayımlandıktan sonra özelinden kardeşime bir mektup yazıp düşüncelerimi ilettim. Sonrasında Ali Haydar, “İki hafta içinde, ileri sürdüğüm düşünceleri ve yaptığım tespitleri doğrulayan gelişmeler oldu.” “Ayrıca, düşüncelerine önem verdiğim değerli arkadaşım Salih Şimşek ve değerli ağabeyim Müslüm Üzülmez’den konuyla ilgili eksiklerimi tamamlayıcı ve yazımı/düşüncelerimi Türkiye’ye uyarlayan iki ileti aldım. Bu iki iletiyi de sizlerle paylaşmak istedim.” diyerek bu yazıyı yayımlattı. Yazıyı siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Müslüm Üzülmez Bu sorun tüm İslam ülkelerinde ve büyük çoğunlukla kimi Doğu ülkelerinde de devam etmektedir.

Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj

/
okuma süresi: 5 dk.

“Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.Ma tu nizanî darên van çiyayan zinar in.”-Ferit Edgü Coğrafya siyasi bir alandır, bu alanda Kürtlerin kısmetine kör talih ve lâl tarih düşmüş. Geçmişten süzülüp gelen, Dicle ve Fırat’ın sularına yansıyan tarih sayfaları böyle söylüyor. Tarih sayfaları bir başka şey daha söylüyor: Egemenin, egemen anlayışın, muktedirin tarih anlayışına göre tarih yazanların tarihi ve sosyolojik gerçekleri ya görmediğini/ görmek istemediğini ya da bütün hünerlerini kullanarak bilgi kirliliğinin bir parçası olduklarını, doğruyu eğri ya da eğriyi doğru olarak yutturmaya kalktıklarını söylüyor. Hegel acaba neden tarihi mezbaha olarak tanımlıyor? Bunu düşünelim. 100 yıldır Kürtlerin varlığı ve dili

Tarih ve Beklenen Öcalan Çağrısı

/
okuma süresi: 3 dk.

Geçmişte olmuş olaylar, etnik gelişmeler, toplumsal yaşam, gelenek ve görenekler, inançlar tarihle aydınlatılmaktadır. Devir, devran ve zaman içinde, coğrafyamızdan birçok medeniyet gelip geçti. Tarih, geçmişten ders almamızı sağladığı gibi, kültürel zenginliğimizin de gün yüzüne çıkmasını sağlar ama bunun için tarihçi sağlam kaynak ve bilgilere, pozitif bir bakış açısına sahip olmalı, yanılgı ve yanlışlardan olabildiğince uzak ve tutarlı olmalıdır. Ayrıca, tarihçinin bakış açısı, bilgi birikimi, olayları değerlendirme tarzı ve yöntemi de çok önemlidir. Körün fili tarif edişi gibi tarih yazılmamalı; her olayı, her anlatıyı, her yazılı olanı mutlak doğru veya yanlış gibi ele almamalı; olayları, bilgi ve belgeleri analitik olarak akıl

Eski Zamanlarda Üçevler

/
okuma süresi: 132 dk.

                 Üçevler’de herkesin yerine nöbete kalan Anam Hava Üzülmez’e… hüzün sarıncakayan bir yıldız gibi düşersin aklıma.ahhh… üçevler…dut ağacının gölgesinde kaldı gençliğim. Üçevler; Makam Dağı’ndan bazen çok sert, bazen de serin esen rüzgârların dokunuşuyla okşanan, yaşamımda geçmişe doğru uzanan biraz puslu, biraz silik, biraz da duru hikâyelerin izlerini taşır; Makam Dağı’nın eteğinde, Goconun Tepesi önünde bahçeler içinde Saray Mahallesi’nin bitim noktasında yer alırdı. Çocukluğumun, deli dolu gençliğimin özgür fukara mekânıydı. Anılarımın hayali gözlerimin önünde. Bahar geldiğinde bahçelerimiz gelinlik genç kızlar gibi süslenirdi. Çiçek kokuları, kuşların cıvıltıları, Abdullah dede ve Zeki amcanın arı kovanlarından çıkan arılarının vızıltıları her tarafı sarardı. Gönülleri hoş

Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf

/
okuma süresi: 4 dk.

Kavalcı Hafız Zülfo’yu son zamanlarda çok anlattığımın farkındayım, ama bazı yeni bilgiler alınca tekrar yazmam kaçınılmaz oldu. Kıymetli dostum Seîd Veroj çok güzel bir fotoğraf gönderdi. Fotoğrafı görünce dayanamadım ve bunu yazıya dökmem gerekir dedim. Seîd Veroj ve Lûtfî Baksî’ya buradan teşekkürlerimi, göndermede emeği geçenlere de selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Fotoğraf 1963 yılında Ergani Tren İstasyonu’nda çekilmiş. Orijinali Lûtfî Baksî’nin arşivinde. Fotoğrafın arkasında şunlar yazılı: “Ergani İstasyonu/26.5.1963 Kardeşim Lütfi!Tanıştığımızın bir hatırası ve arkadaşlığımızın bir delili olarak selamlıyorum.Sonsuz sevgilerimle. İskân Azizoğlu(İmza)” Fotoğraf elimde, sessizce göz ucuyla tarıyorum. Taradıkça tarihin ve kavalın sesi zihnimin derinliklerinde yankılanıyor. Tren, Ergani İstasyonunda durmuş. Kompartımanlardan birinin

Bir Çevirmen, Bir Kitap ve…

okuma süresi: 5 dk.

Bir zamanlar Diyarbakır’da günlük yayımlanan Yeni Yurt gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Evirgen gazetesinde şahsımla ilgili yazdığı bir yazıda şu bilgiyi paylaşmıştı: “Yapılan bir araştırmaya göre dünyada en fazla şair, yazar ve fikir adamı yetiştiren il Diyarbakır’dır. Yanlış anlamayın. Türkiye’de değil, Dünya’da en fazla yazar yetiştiren il Diyarbakır’dır. Diyarbakır’ın da en fazla fikir ve sanat adamı yetiştiren ilçesi galiba Ergani’dir. Gerçi bu kadim kentin tüm ilçelerinden çok büyük devlet adamları, fikir ve sanat adamı yetişmiştir, ancak Ergani ilçemiz, bu konuda biraz daha şanslıdır.”(1) Şimdi İbrahim Evirgen’in bu belirlemesine ek olarak artık Erganililerin çok iyi bir çevirmeni de var diyebiliriz: Cumhur

Kuşbakışı bir Ergani gezisi

//
1 min read

Anadolu Kültür ile Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin birlikte ortaklaşa yürüttüğü bir proje kapsamında Diyarbakır Hafızası’nın “İlçe Postası” ismiyle başlayan yeni sergi dizisi 18 Aralıkta yayına konuldu. Serginin editörlüğünü Pınar Öğünç, çevirilerini Dilawer Zeraq, Abdulsıttar Özmen (Kürtçe) ve Nazım Dikbaş (İngilizce), sergi tasarımını ise Ali Doğan Çetin yaptı. Sergi kapsamında kaleme aldığım “Kuşbakışı bir Ergani gezisi” başlıklı yazımın Türkçe, Kürtçe ve İngilizce linklerini aşağıda sunuyorum: Türkçe: Kuşbakışı bir Ergani gezisi Kürtçe: Gereke li Erxenîyê ya ji jor de İngilizce: A bird’s eye tour of Ergani

Marksizm ve Sovyet Pratiği

/
okuma süresi: 34 dk.

Kardeşim Ali Haydar Marksizm ve Sovyet Pratiği başlıklı bir yazı yazdı. Yazısında tarihsel bir önemi bulunan, dünya genelindeki kolektif yanılgımız Sovyet deneyimini anlatıyor. Sorgulayıcı, olgulardan hareket edilerek yazılmış bir yazı. Ali Haydar benim sadece kardeşim değil; O, arkadaşım, yoldaşım ve fikirdaşımdır. Bu nedenle düşünceleri, yazdıkları benim için çok değerlidir. Paylaştığım yazısında, geçmişte yaşadıklarımızı, savunduğumuz siyasi düşüncenin yanlışlığını, yanılgımızın kaynağını samimi duygularla, anlaşılır bir şekilde anlatmış. Bu yazının Marksist düşünceye ilişkin demokratik bir tartışma yaratacağını düşünerek sitemde paylaşıyorum. Sovyetlerin ve 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan Sovyet Sisteminin dağılmasının dünya sol/sosyalist/komünist hareket üzerindeki yıkıcı etkisi çok büyük olmuştur. Sola, sosyalizme, komünizme kısaca

Bu Vandalizm nereden besleniyor?

/
okuma süresi: 5 dk.

Kürt coğrafyasında tarihî/kültürel miras yok ediliyor! Daha başta söyleyelim; tarihî eserlere gerçek anlamıyla maalesef yeteri kadar ilgi göstermiyor, onları koruyamıyoruz. Ülkenin tamamına dair geçerli olan bu olumsuz tablo, Kürt coğrafyası söz konusu olduğunda çok daha ağır ve daha da kötü: Keldanilere, Süryanilere, Ermenilere, Yahudilere, Araplara, Türklere, Kürtlere ait tarihî eserler ya bilinçsizlikten tahrip ediliyor ya da sahipsizlikten yok oluyor. Hemen ilk bakışta göze çarpan ve birkaç cümleyle özetlenebilecek bu yalın ve acı gerçeği yaratan nedenleri şöyle sıralayabiliriz: Doğal aşınma Tarihî yapılar, kaya kabartmaları, mağaralar binlerce yıldır yağmur, dolu, kar, sıcak, soğuk, rüzgâr, fırtına vb. gibi fiziki doğa koşullarının etkisi altındadır.

1 2 3 16