Gülşah Kaya’dan aldığım bir yazı Çok selam ederek başlamak istedim… :)) Evet yazılanları büyük zevkle bende okudum Huneyn Kaygusuz ve Kamil adlı şahsın yazdıklarını.(*) Tarımın geliştiği ilk yer Orta Doğu’da verimli hilal adı verilen bölgedir. İlk defa tarıma alınan buğdayın ana vatanının,
Tarihin şafağında Hilar vardır. Bölgemizin on bin yıllık tarihine baktığımızda; aynı coğrafyada, birbirinden farklı, hatta birbirlerine karşı duran pek çok kültürel, etnik ve dinî oluşumun değişerek, birleşerek, dağılarak ve sonra yeniden ve yeniden bütünleşerek, geçmişten geleceğe yaptıkları kanlı ve coşkulu yolculuğuna tanık
Sevgili Müslüm, Huneyn’e bayıldım, resmen mest oldum, hayran kaldım. Bir köylünün bu olağanüstü yerel, evrensel ve entelektüel olmasına bayıldım. Sana mektubu(*) ve krokisi çok zengin bir içeriğe ve evrensel bir anlayışa harika bir örnek. Dolayısıyla gazeteye göndereceğin yazıyı okuduktan sonra daha düzgün
Sevgili Müslüm, merhaba.(1) Sana yazılan mektupları şimdi okudum.(2) Mektupların ikisi de pozitif değerlendirme niyetiyle yazılmış ama ben birincisini yani Huneyn Kaygusuz’unkini daha çok beğendim, belki de içerden olduğu için:) Huneyn’in mektubu ile ilgili birkaç şey yazmak istedim. 1-Diyor ki; “İlk göze çarpan
Sevgili Arkadaşım,(1) Huneyn Kaygusuz iyi, çalışkan bir köylü. Benim de arkadaşım. Hila’ra yolun düşerse selamımı söyle hem seni gezdirir ve hem de sana gerekli bilgileri verir. Bu arkadaşım bilgisayar kullanmıyor. Klasik mektuplaşama türü haberleşiyoruz ve bazen de telefonlaşıyoruz. Bu nedenle ‘Kevirê Mistê
Hilar kitabımla ilgili iki mektup aldım. Biri Hilar köyünden, diğeri yurtdışından. Bu mektupları ve bu mektuplardan birine yazdığım yanıtı sizlerle paylaşmak istiyorum. Mektuplar her ne kadar şahsıma yazılmışsa da, esas itibariyle mektubu yazanlar Hilar ve Hilar kitabımı ele almaktadırlar. Bildiğiniz gibi Hilar
“Anadilim benim derim ve diğer diller ise giysilerimdir. İnsan ne zaman isterse kendi isteklerine göre giysilerini değiştirebilir ama derisini değiştiremez.” –Antti Jalava İnsanlar günlerinin önemli bir kısmını konuşarak geçirir. Her normal insan konuşma yeteneğine sahiptir. Genel hatlarıyla konuşmaya “programlıdır“. Bebekler, önceden öğrenmeseler
27 Kasım ve 5 Aralık tarihleri arasında bir kaçamak yapıp Bayram’da Ergani’ye gittim. Ergani, Çermik ve Diyarbakır üçgeninde gezindim. Doğup-büyüdüğüm yerlerin havasını soluyup annemi, kardeşlerimi, yeğenlerimi, bazı akraba ve dostlarımı ve aile mezarlığında babamın, dedemin, nenemin… mezarlarını ziyaret ettim. Bana, bu kısa
“Nereye bir ad verilmişse, bir sebebi olduğu için o ad oraya verilmiştir. Dünyada sebepsiz verilmiş hiçbir ad yoktur” –İmâmî Bir coğrafya adını arıyor… Bir halk kimliğinin geri verilmesini istiyor… Türkiye çok hızlı, inişli çıkışlı bir süreçten geçiyor… Bu sürece denk gelen okuduğum
Udi Yervant Bostancı ile bir yazışmamız Siz hemşerilerim sevdiklerinizle/sevdiklerimle Avrupa’nın şah damarı, sosyal devrimlerin ve artçı sarsıntılarının yaşandığı tarih ve özgürlük kokan Paris’te bir araya gelir ve de benim için de güzelim rakıdan birer duble devirirlerde ben sevinmem mi?Eski bir tekelciyim. Kimyacıyım.