Zamanın durdurulmaz akışının bir sonucu olarak bizim kuşak sonbaharına girdi gibi. Yavaş yavaş sararıp dalından düşen yaprak misali arkadaşlarımız hayattan birer birer düşüyor. Bu düşenlerin arasına maalesef Süleyman Talay da katıldı. Süleyman Talay, “kas hareketinin kontrolünden sorumlu sinir hücrelerinin hasarından kaynaklanan nadir
Gertrude Bell ve Batı’nın İstihbarat Çalışmaları
Üç haftadır üst üste Gertrude Bell hakkında yazdığım yazıyla birlikte Diyarbakır -Ergani- Maden güzergâhındaki yazdığı günlük ve mektupların yaptırdığım çevrileri yayınlandı. Bu konu, siz okuyucularıma sıkıntı verdiyse özür dilerim. Amacım, Ergani ile ilgili yazılı metinleri gün yüzüne çıkartarak toplumsal hafızamızın yeni bilgilerle donanması ve ileride araştırma yapacak olanlara kaynak oluşturmasıdır. Gertrude Bell konusunu tam kapatacakken, 25 Mart 2007 tarihinde dayım Nurettin Değirmenci İstanbul’a beni ziyarete geldi. Konuşmalarımız esnasında söz Gertrude Bell’den açıldı. Dayım, kendisinin 2005 yılında Irak’ta ABD askeri tesislerinde çalışırken tuttuğu günlüklerde Gertrude Bell ile ilgili bir yazı yazdığını ve göndereceğini söyledi. İki gün sonra da “İki Bayan” başlıklı
Gertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -III
Yazının öncesi:Gertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -IGertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -II Diyarbakır’dan ayın 4’ünde Cuma günü ayrıldım, ve ucu bucağı olmayan bir ovada sıkıcı bir yolculuk yaptım. Neşeli bir düğünün yapıldığı tepenin altındaki küçük bir köyde Tarmur’de (Termül-Aşağı Kuyulu M. Üzülmez) kamp kurduk. Geceleyin komşu köyün sakinler fırsattan yararlanıp bir katırı çalmaya kalktılar. Zaten artık aşina olduğum tüfek sesiyle uyandım. Korumalarım ve Fattuh’un tüfeklerine fişek sürdüklerini işitene kadar ilgi göstermedim, daha sonra neler olduğuna baktım. Ama bundan fazla bir şey olmadı, ben tekrar uyudum. Ertesi sabah damadın köyünden gelini almak için geçtik. Gelin tepeden tırnağa parlak mor-kırmızı
Gertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -II
Yazının öncesi: Gertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -I Tarmur köyünün (Tarmur: Diyarbakır-Elazığ karayolunun 200 m. kuzeyinde Geyik İstasyonu’na yakın olan Ergani’nin Termül-Aşağı Kuyulu köyü olmalı.-M. Üzülmez) dışarısında, düğün şenlikleri münasebetiyle bir günümüzü burada harcadık. Eğlenceler şafak sökene kadar sürdü. Komşu köylerdeki halk, silahlarla ateş edilmesiyle birlikte biraz ürktüler. Gün ağarınca düğün alayı bitti ve yerini derin bir sessizlik aldı. Daha sonra; gelin, ipekten yapılmış duvağın içerisinde kocasının evine kadar uğurlandı. Gelin uğurlandıktan sonra, Arghana (Ergani) tepesine doğru yola koyulduk. Dik bir yolun kenarından, Ermeni manastırına doğru ilerlemeye devam ettik. Buradan manzara çok güzel ve büyüleyici görünüyordu. Yolculuğumuz esnasında papazla
Gertrude Bell’in Yazılarında Diyarbakır, Ergani, Maden -I
Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri başlıklı yazımda Gertrude Bell’in Meryem Ana Kilisesi avlusunda çektiği fotoğrafı vermiş, sonra da kiliseyle ilgili düşüncelerimi yazmıştım(23 Şubat 2007/ Ergani Haber). Bu yazımda ise, Gertrude Bell’in kendisini kısaca tanıttıktan sonra, Amurath to Amurath (1911) kitabında yer alan Zâkhô to Diyârbekir – Diyârbekir to Konia (Zako’dan Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan Konya’ya) başlıklı yazısından Ergani ve Diyarbakır ile ilgili kısmı, babasına ve annesine yazdığı mektupların Türkçe çevrilerini bilgilerinize sunmak istiyorum. Ama önce Gertrude Bell’i tanıyalım. Gertrude Bell, 1868 yılında ABD’de doğdu, fakat çok genç yaşta, ailesiyle birlikte İngiltere’ye taşındı. İlk eğitimini evde ve daha sonra bayanların üniversite eğitiminin yaygın olmadığı dönemde,
Okuduğumuz Kitapların Çevirileri Ne Kadar Doğru Yapılıyor?
“Siz nasıl bir yazar olursanız olun hatta dilediğiniz kadar başarılı ya da iyi bir yazar olun, son tahlilde çevirmendir sizi bir başka dilde var eden.” -Elif Şafak Dil en önemli iletişim aracıdır. Yabancı olduğumuz, bilmediğimiz dilde konuşulunca veya yazılınca, konuşulandan ve yazılandan bir şey anlamayız. Bu nedenle, yabancı biriyle bilmediğimiz dilde konuşacağımız zaman bir tercümana gereksinim duyarız; başka dillerde yazılı metinleri/ kitapları okuyup anlayabilmemiz için de birilerinin bu yazılı metinleri/ kitapları dilimize çevirmesi gerekir.Peki, piyasadan satın alıp okuduğumuz kitaplar aslına uygun çevriliyorlar mı? Bu soruya olumlu yanıt vermek çok zor. 23 Aralık 2006 tarihli Vatan gazetesinde Dilek Şanlı’nın “Türkler’i barbar
Iraklı Irak İçin Ne Düşünüyor?
-Irak 2007 Anket- Irak’ta kan akmaya devam ediyor. Sünniler ve Şiiler birbirini boğazlıyor. Her gün bombalar patlıyor. Kürtlerin yaşadığı bölge hariç, Irak tam bir “Cehennem”. Ne olacak bu Irak’ın hali diye, Irak’ın içinde ve Irak’ın dışında, Irakla ilgili birçok hesaplar yapılıyor. Birçok senaryolar çiziliyor. Gelişmiş ülkeler, komşu ülkeler, uluslararası enerji tekelleri, çeşitli istihbarat örgütleri en mahir elamanlarını görevlendirip bilgi topluyor. Böyle bir ortamda, D3 Systems şirketi BBC, ABC NEWS, ARD GERMAN TV ve USA Today gibi çeşitli yayın ve medya kuruluşları için yaptığı “IRAK 2007 Anketi” sonuçları açıklandı. Anket yapılırken, 25 Şubat-5 Mart 2007 tarihleri arasında 18 bölgede, 450 hane
Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri
Meryem Ana Kilisesi’nden söz etmek istiyorum. Çünkü içler acısı, virane bu kilisenin yıkılmamış, sağlam durumdayken, avlusunda atların bağlı olduğu bir fotoğrafı elime geçti. Fotoğrafa bakınca, içimden; “Hey gidi günler hey, bu tarihî görkemli eser böyle mi olacaktı” dedim. Fotoğraf, Gertrude Bell’e (1868-1926) ait. Gertrude Bell, bir İngiliz Gizli Servis ajanıdır. 1899 yılından başlayarak 1911 yılına kadar, birçok kez Osmanlı İmparatorluğu’nda gezi ve araştırmalar yapar. Çok sonraları yaptığı araştırma ve gezilere ait bilgilerin bir kısmı kendi adına oluşturulan bir arşivde açıklanır. Arşiv, Gertrude Bell’in yazılarını, mektuplarını ve çektiği fotoğrafları içermektedir. İlgi duyanlar http://www.gerty.ncl.ac.uk sitesine bakabilir. Bu sitedeki arşivin dışında, Gertrude Bell’in
Kan, Petrol ve İskender’in Kılıcı
“…mülk olarak almak için geçmekte olduğun memleket dağlar ve dereler diyarıdır, ve göklerin yağmurundan su içer, Allahın RABBİN kayırdığı bir memlekettir; yılın başından yılın sonuna kadar Allahın RABBİN gözleri daima onun üzerindedir.” (Tensiye 11: 11-12.) Hz. Musa Tevrat’ta kavmine böyle seslene dursun, bugün Ortadoğu ne “RABBİN kayırdığı bir memleket”, ne de “RABBİN gözleri onun üzerinde”. Ortadoğu’da göklerden yağmur yerine bomba, derelerden su yerine kan akmaktadır. Neden? Her şeyin bir başlangıcı, gelişimi ve sonucu vardır. Dünya’nın değişik yerlerinde ve özelliklede Ortadoğu’da, Kafkaslarda durmadan bombalar patlıyorsa, kan dökülüyorsa, sürekli gözyaşı akıyorsa, bunun altında yatan en büyük neden enerji kaynaklarına hâkim olma kavgasıdır.
Sürdürülebilir Kavramının Tanım ve Gelişimi
Son yıllarda sürdürülebilir kalkınma kavramı çok kullanılmaya başlandı. Bu nedenle, kalkınma ve yatırım planlarında yer alan sürdürülebilir kavramı için yapılan tanım ve bu kavramın gelişim sürecini bilmemizde yarar var. Dünyamızın birçok bölgesinde hızlı nüfus artışları, kontrolsüz sanayileşme ve şehirleşme gibi olgular beraberinde doğal kaynakların aşrı ve yanlış kullanımını getirerek, atık miktarının artmasına ve çevrenin kirlenmesine neden olmuştur. Böylece önce toprak, su ve hava kirlilikleri gibi çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Bu çevre sorunlarını görüşmek üzere ilk olarak 5-16 Haziran 1972 yılında Stockholm’da, Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplanmış ve bir Deklarasyon yayınlamıştır. Bu konferansta, sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeler bir araya getirilerek,
Performans Değerlendirmesi Üzerine
Çalışma yaşamımıza çok hızlı giren sözcüklerden, daha doğrusu kavramlardan biri de performanstır. Performans günlük yaşantımızda olduğu gibi, kamu ve özel çalışma yaşamında da sık sık kullanılmaya, hatta yerli yersiz uygulanmaya başlandı. Örneğin kamu kurumlarında çalışan bir kısım memura (yöneticilerin tümüne) performans verilerek, çalışanların bir kısmına bireysel veya “havuz sistemi“yle parasal katkı yapılıp bir miktar ücretlerde, birazda özlük sorunlarda “iyileştirme“lere başlandı. Bu çerçevede, göz boyamak için personelin yaptığı iş miktarının, işi tamamlama süresinin, göreve ilişkin niteliklerin, idari sürece katılımı ve katkısının değerlendirilmesi konularını içeren “Performans Değerlendirme Kriterleri” ile “Performans Değerlendirme Cetveli” ilgili kurumlarca hazırlandı. Ben, bu yazımda performans iyidir-kötüdür; veya yöneticilere